Mertims Forum


 
AnasayfaTakvimSSSAramaKayıt OlGiriş yap

Frida Kahlo

Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek
Yazar Mesaj
Aranel_Elensar
Admin
Admin
avatar
www.mertims.eniyiforum.net
Erkek
Yaş : Kayıt tarihi : 16/02/09 Mesaj Sayısı : 1723 Nerden : İ¢İñİžĐёÑ Lakap : ßy_AraneL

MesajKonu: Frida Kahlo C.tesi Şub. 21, 2009 8:08 pm



Magdalena Carmen Frida Kahlo Calderon. Acının ve gerçeğin devrimci ressamı. İnişli çıkışlı özel yaşamı ve politik görüşleriyle aykırı ve ayrıksı bir kadın.


Meksika'dan bir kadın

Meksikalı ressam Magdalena Carmen Frida Kahlo Calderon, 6 Temmuz 1907'de, Mexico City yakınlarındaki Coyoacan'da doğmuştur. Fakat doğum tarihini, Meksika devriminin gerçekleştiği 1910 olarak söylemiş, yaşamının modern Meksika'nın doğuşuyla başlamış olmasını istemiştir. Bu ayrıntı, onun bağımsız kimliğinin ve sosyal ve ahlaki kalıplara karşı koyuşunun, tutkularıyla hareket edişinin, Amerikanlaşmaya karşı Meksikalılığını ve kültürel gelenekleri savunmasının ipuçlarını vermektedir.

Frida'nın doğumundan kısa süre sonra, annesi hastalandı ve kızına süt veremeyecek hale geldi. Bu yüzden çocuğu, bir süre, kızılderili bir sütanne emzirdi. Bunun Frida'yı etkilemiş olamayacağına inandılar, ama Kahlo, yıllar sonra yaptığı resimlerde, sütannesini, Meksikalı yönünün mitik bir şekilde bedenlenmiş hali olarak gösterdi. Hakkında karmaşık duygular beslediği annesini çok nazik, canlı ve zeki, ama aynı zamanda zalim, hesaplı ve fanatik bir şekilde dindar olarak tanımlamıştır.

Annesine pek düşkün olmasa da, Frida babasını çok seviyordu. Altı yaşındayken geçirdiği çocuk felci sırasında babasının dokuz ay boyunca kendisine baktığını hiç unutmamıştır. Bu hastalığın bir sonucu olarak, Frida'nın bir bacağı özürlü kalmış, kendisine "Tahta Bacak Frida" denmiştir. Günlüğünde, çocukluğunun harika geçtiğini, babası hasta bir insan olsa da şefkat ve çalışkanlığın mükemmel bir simgesi olduğunu, daha da önemlisi, tüm sorunlarına anlayışla yaklaştığını söylemiştir.



Magdalena Carmen Frida Kahlo Calderon, (6 Temmuz 1907- 13 Temmuz 1954) Meksikalı ünlü ressam. Ressam Diego Rivera’nın eşi. Resimlerinin yanı sıra inişli çıkışlı özel yaşamı ve politik görüşleri ile tanınır.

Resim merakı, Meksikalı Michalangelo olarak anılan ressam Diego Rivera'yla tanışmasını sağladı. 1929’da evlendiler. Aynı yıl Frida Meksika Komünist Partisi’ne üye oldu. Bir yıl sonra 1933’e kadar yaşayacakları ABD’ye gittiler. Fırtınalı bir evlilikti bu. Sağlık sorunlarına Rivera’nın sadakatsizliği de eklenince 1939 yılında boşandılar, ancak, bir sene sonra yeniden evlenerek Frida’nın çocukluğunu geçirdiği Mavi Ev’e yerleştiler.

Altı yaşındayken geçirdiği çocuk felcinin sonucu olarak bir bacağı özürlü kalmış, kendisine "Tahta Bacak Frida" denmişti. Bu özrüyle başetmesini bilen Frida, gençkızlık çağında, dönemin en iyi eğitimini veren Ulusal Hazırlık Okulu’nda okudu. Bu okul, onu sanat, edebiyat, felsefe gibi alanlara yönlendirdi. İlerde Meksika düşün yaşamının önemli isimleri olarak anılacak Alejandro Gomez Arias, Jose Gomez Robleda, Alfonso Villa okul arkadaşları oldu. Okulda, anarşist bir edebiyat grubuna dahil oldu; güçlü bir kişilik oluşturmaya başladı. 19 yaşında geçirdiği bir trafik kazası bütün hayatını değiştirdi.

Kazadan bir ay sonra hastaneden çıkan Kahlo, ailesinin teşviki ile sıkıntı ve acıdan kaçmak için resim yapmaya başladı. Yatağının tavanındaki aynaya bakarak oto-portreler yaptı.


Sponsored Links




--------------------------------------------------------------------------------

Kaza

Kahlo, Escuela Nacional Preparatoria'da aldığı eğitimden sonra, doğa bilimlerine yönelmek istemiştir. Ama 1925 Eylül'üne kadar sanatla ilgilenmeyi düşünmediği halde, kendini, çizim yapmak zorunda olduğu bir stüdyoda bulmuştur. Kahlo'nun bütün hayatını derinden etkileyen kaza, 17 Eylül 1925'te, erkek arkadaşı Alejandro Gomez Arias ile birlikte otobüsle okuldan dönerken gerçekleşti. Bindikleri otobüs, bir tramvayla çarpışır ve çok sayıda kişi ölür.

Alejandro Arias Gomez, trenin çelik çubuklarından birinin, Frida'nın leğen kemiği hizasında, bir tarafından girip, diğer tarafından çıktığını anlatmıştır. Gomez'in anlattıkları arasında, Frida'nın kan içindeki bedeni üzerine altınlar düştüğü ve insanların "La bailarina, la bailarina" diye şarkılar söylediği de vardır.


5 Aralık 1925'te şunları söyler: "Başıma gelen en iyi şey acı çekmeye alışmaya başlamam." Sadece Frida değil, ailesinin de bu duruma alışması oldukça zaman alır. Sürekli alçı korseyle yatan, acılar içinde haykıran kızlarının karşısında çaresizdirler. Kayınpederinden fotoğrafçılığı öğrenen babası, uzun yıllar fotoğraf çekerek ailesini geçindirir. İşleri giderek kötüleşen babası, Frida'nın bakım masraflarını daha fazla kaldıramaz ve evde değerli olan her şey satılır. Bir tek babasının tutkuyla çaldığı piyanosuna ve kitaplara kıyılamaz. Aile ciddi bir sıkıntı içindedir. Babasının sara krizleri sıklaşır.

Bir Pazar günü aile Frida'nın odasında toplanır. Tahtalar taşınır, alet çantası açılır. Frida'ya yeni bir karyola yapmaya karar vermişlerdir. O günün akşamı karyola bitirilir. Tıpkı kralların sütunlu karyolasına benzer. Annesi Matilde, sürpriz yaparak yatağın tavanına da bir ayna asar, Frida kendini seyredebilsin diye. Frida'nın ilk tepkisi dehşetlidir. Parçalanmış bedeni ve "kendisi" ile karşı karşıyadır artık. Bir süre sonra aynanın altında yatan bedenine, parçalanmış kimliğine daha az korkarak bakmaya ve aynadaki Frida'yı çizmeye başlar. Dayanılmaz şiddetteki ağrılarını duymamanın bir yoludur bu: "Aslında pek önem vermeksizin, resim yapmaya başladım" der sonraki yıllarda. İlk portresini ilk aşkı Alejandro'ya armağan eder. Oysa o, Alejandro için bir aşk olmaktan çoktan çıkmıştır.

Kazadan sonra otoportreler ve başka resimler yapmayı sürdürdü. İyi hissettiği bir gün, saygın bir sanatçı olduğunu bildiği Diego Rivera'yı görmeye gitti. Resimlerinin, bir kariyer yapmak için yeterince iyi olup olmadığını sordu ona. Daha sonra da görüşmeye devam ettiler. Tanıştıklarında, Rivera kırk bir yaşındaydı. Fiziksel bir çekiciliği olmadığı bir gerçekti, ama canlı ve etkileyici bir adamdı. 21 Ağustos 1929'da Kahlo ve Rivera evlendiler.

Evliliklerinin ilk yılında Frida hamile kaldı, ama hamilelik sırasında yaşadığı sorunlar yüzünden, bebeği aldırdı. Başına gelen kötü olaylar bununla da bitmedi. Diego'nun, küçük kız kardeşlerinden biriyle ilişkisi olduğunu öğrendi. Hayatının sonraki yıllarında, başından iki düşük vakası daha geçti ve Diego'nun, başkalarıyla da ilişkisi olduğunu öğrendi. 1939 yılında nihayet boşanmaya karar verdi. Ama 1940'ta yeniden evlendiler.

"O benim gözümde bir devdi.
Sözcüğün hem kutsal hem de gerçek anlamında.
Herşeyi dev boyutlardaydı.
Üretkendi, canlıydı, yaşam, enerji, söz, hareket, dinginlik, fikir ve resim doluydu.
O güne kadarki çalışmalarını yüzlerce kilometrekare olarak ifade etmek mümkündü..

O daha dışa, toplumsal olana açıktı, bense içe, insanın mahremiyetine dönüktüm.
Aynı türden bu yakınlığın, birbirimizin çalışmasına yönelttiğimiz bu bakışın ve bu konudaki eleştirilerinin yaşamımdaki en güzel şeylerden olduğunu düşünüyordum.
İlişkimizin en güzel yönlerinden biri de buydu."


"Diego'ya aşık oldum, ailem bundan hiç hoşlanmadı,
çünkü Diego bir komünistti ve bizimkiler onu çok çok çok şişman Breughel'e benzetiyordu. Bunun bir fille beyaz güvercinin evlenmesini andırdığını söylüyorlardı.
Her şeye rağmen 21 Ağustos 1929'da evlendik.
Diego'ya; 'Kızımın hasta olduğunu ve yaşamı boyunca sağlık sorunları olacağını unutmayın. Akıllıdır ama güzel değildir. Bunu aklınızdan çıkarmayın. Her şeye rağmen onunla evlenmek istiyorsanız, rıza gösteriyorum'
diyen babam dışında düğüne kimse gelmedi."

...

Frida için Diego'nun anlamını, günlüğüne yazdığı şu sözlerden izlemek olanaklı:
"Başlangıç Diego ... Yapıcı Diego ... Çocuğum Diego
Ressam Diego ... Babam Diego ... Oğlum Diego
Sevgilim Diego ... Kocam Diego
Dostum Diego ... Anam Diego

Ben Diego
Evren Diego"

Diego, Frida Kahlo'nun çocukluğunun geçtiği Mavi Ev'e yerleşir. İlişkileri, inişli çıkışlı ama, hep tutkuludur. Bu süre içinde Rivera, skandallar yaratan ilişkiler kurar. Frida'nın da "aşk" diye tanımladığı ilişkileri olur. Bunlardan biri de, Rivera'nın Meksika Cumhurbaşkanı'ndan aldığı özel izin sonucu Meksika'ya gelen Troçki'yledir. Troçki, Kahlo'nun evine yerleşir. Aralarında engellenemez bir yakınlık olur. Gizlilik koşullarında bir süre devam eden ilişki, Troçki'nin karısı tarafından fark edilir. Frida, Troçki'den ayrılır.

Frida'nın sağlığı sık sık bozulur. Dayanılmaz ağrıları teklarlar. Buna rağmen bütün gücüyle resim yapar. Amerika'da, Fransa'da sergiler açar. Başarıdan başarıya imza atar. Ama içindeki boşluk duygusundan kurtulamaz. Üç gebeliği de düşükle sonuçlanır. Bebeğe yaşam vererek, bir anlamda bedenindeki ölümle yaşam arasındaki mücadeleden, yaşamı doğurmak ister. Öylesine büyük bir acı duyar ki bundan, kaza ile ilgili kabusları tekrarlar.

Frida, çocuğu olmadığı için, sürekli evcil hayvanlar besliyordu. Bunlarla ilgili iki portresi vardır: 1941'de yaptığı "Ben ve Papağanlarım" ile 1943'te yaptığı "Maymunlarla Otoportre". 1950 yılında, omurgasından olduğu ameliyatlar nedeniyle, yine dokuz ay hastanede yattı. 1953'te ise Meksika'daki galerisinde, ilk kişisel sergisini açtı. 1954'te, hastalığı ağırlaştı. Buna rağmen Kuzey Amerika'nın Guatemala'ya müdahale etmesine karşı yapılan gösteriye katılmıştı. 13 Temmuz 1954'te, akciğerlerindeki damarların tıkanması sonucu ölmüştür, ama günlüğündeki intihar düşünceleri, kendi hayatına son vermiş olabileceği düşüncesini de uyandırmaktadır.

Hayatı boyunca acı çekmiştir Kahlo. Ama buna rağmen, hayranlık uyandıracak bir şekilde, başı hep dik kalmıştır.
(alinti)












_________________
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör http://mertims.eniyiforum.net

Frida Kahlo

Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön
1 sayfadaki 1 sayfası

Bu forumun müsaadesi var: Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
Mertims Forum :: Sanat Köşesi :: Ünlü Ressamların Resimleri -

Zirve100 En iyi
toplist - evden eve nakliyat - evden eve nakliyat sohbet Site Ekle aramaforum kurmak | © phpBB | Bedava yardımlaşma forumu | Haberleşme | Suistimalı göstermek | Yetkinblog.com