Mertims Forum


 
AnasayfaTakvimSSSAramaKayıt OlGiriş yap

GAZİANTEP

Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek
Yazar Mesaj
Aranel_Elensar
Admin
Admin
www.mertims.eniyiforum.net
Erkek
Yaş: Kayıt tarihi: 16/02/09 Mesaj Sayısı: 1723 Nerden: İ¢İñİžĐёÑ Lakap: ßy_AraneL

MesajKonu: GAZİANTEP Salı Şub. 24, 2009 3:50 am





GaziantepGaziantep, yüksek bir düzlükte (850 metre ) ve yer yer bayırlar üstünde kurulmuş olup, Akdeniz ile Güneydoğu Anadolu Bölgesi'nin birleştiği noktada yer almaktadır. Pek çok yeraltı ve yerüstü zenginliklerine sahip olan Gaziantep, Güneydoğu’nun en büyük kentidir. Aynı zamanda uluslararası nitelikte bir havaalanına sahip olan metropol kent, Güneydoğu Anadolu Bölgesi'ni batıya, Akdeniz Bölgesi’ne ve Ortadoğu 'ya bağlayan kara yollarının merkez noktasıdır.

Şehrin topraklarından Fırat Nehri geçmektedir. Tarıma elverişli toprakların bir bölümünün sulanması amacıyla nehrin suyu kullanılmaktadır ve sulama yapılan topraklarda Gaziantep’in meşhur Antepfıstığı yetiştirilmektedir. Kentin adını verdiği fıstığı , meşhur ve o kadar da leziz Antep Baklavası’nda da kullanılmaktadır.


Gaziantep kentinde görülmeye değer pek çok kültürel ve tarihi varlık bulunmaktadır. Çeşitli medeniyetlere ev sahipliği yapan, Anadolu'daki insan topluluklarının kültürünü bu günlere taşıyan Gaziantep, Anadolu’nun en eski yerleşim merkezlerinden biridir. Tarihi M.Ö. 4000 yıllarına kadar uzanmaktadır. Antep evleri, camileri, kiliseleri, bedestenleri, türbeleri, medreseleri, hanları, hamamları, antik kentleri, Kurtuluş Savaşı hatıraları’nın yanısıra, suyu ve havasının güzel olduğu yaylaları ve ovaları ile doğa turizmi de Gaziantep kentinde oldukça gelişmiştir.

Eskiden Ayıntap olarak adlandırılan ve daha sonraları Antep olarak anılmaya başlayan kent 1921 yılında, Milli Mücadeledeki kahramanlıklarla dolu müdafasından ötürü Gazi ünvanını alarak Gaziantep olmuştur.

Gaziantep Kalesi Türkiye'deki kalelerin en güzel örneklerinden olan Gaziantep Kalesi, şehir merkezinde, büyük bir kaya üzerinde yer almaktadır. Kalenin ne zaman ve kimler tarafından inşa edildiği bilinmemekle birlikte yapılan araştırmalar neticesinde kalkolitik dönemden itibaren kullanıldığı bilinmektedir.

Görkemi ve bir sır gibi gizlediği tarihi ile daha da cezbedici olan dairevi Gaziantep Kalesi, çok sağlamdır. Kesme kayadan oyulmuş duvarları, her biri ayrı bir sanat eseri olan 12 kule ile desteklenmiştir.

Gaziantep Kalesi, M.S. 6. yüzyılda Bizans İmparatoru Justinyanus döneminde bugünkü biçimini almıştır.



Gaziantep hayvanat bahçesi

Gaziantep-Mozaikler Şehri

_________________
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör http://mertims.eniyiforum.net
Aranel_Elensar
Admin
Admin
www.mertims.eniyiforum.net
Erkek
Yaş: Kayıt tarihi: 16/02/09 Mesaj Sayısı: 1723 Nerden: İ¢İñİžĐёÑ Lakap: ßy_AraneL

MesajKonu: Geri: GAZİANTEP Salı Şub. 24, 2009 3:50 am


GENEL BİLGİLER

Yüzölçümü: 7.642km²

Nüfus: 1.140.594 (1990)

İl Trafik No: 27

Güneydoğu Anadolu Bölgesinin en eski kültür merkezlerinden birisi olan Gaziantep, MÖ 4000 yıllarına kadar uzanan ve ilk uygarlıkların doğduğu, Mezopotamya ve Akdeniz arasında, tarihi İpek Yolu üzerinde konumlanmıştır.

Antik ulaşım yollarının, stratejik bazı konumların birleştiği, savunmaya ve saldırıya elverişli, antik ticaret yollarının kesiştiği bir kavşakta bulunması ona tarihin bütün safhalarında bir çok medeniyetin göz dikmesine sebep olmuştur. Bu yollar Kahramanmaraş’tan Sakçagözü’ne giden, Urfa, Kalkamış, Dülük, İslahiye, Kilis ve Halep bağlantılı ticaret yollarıdır. .Kieppert , çizmiş olduğu Anadolu haritasında bütün bu yolları göstermiştir.

Kentin jeolojik durumu önemini artırmaktadır. Kommagene sınırları içerisinde kalan Toros Dağları’nda antik dönemde kullanıldığı bilinen bazı maden yatakları vardır. Bu yörede demir madenlerinin işletildiği ve dönem tekniği ile çelik elde edildiğini kitabelerde ifade edilmektedir.

Gaziantep'te Paleotik, Neolotik, Kalkeotik, Tunç Çağlarına, Hitit, Med Asur Pers İskender Selefkosler Roma, Bizans, Abbasiler ve Selçuklulara ait eserler bulunmaktadır. Hitit döneminden itibaren Gaziantep önemli bir dini merkez olmuştur. Hitit baş tanrısı Teşup’un kutsal şehri olarak bilinen Dolichenos (Gaziantep) aynı özelliğini Grek, Roma döneminde de korumuştur.

Gaziantep kültürel zenginliği kadar doğal güzellikleri, coğrafyası, zengin mutfağı ve alışveriş imkanları ile tam bir turizm cennetidir.

İLÇELER:

Gaziantep (merkez), Araban, İslahiye, Karkamış, Nizip, Oğuzeli, Nurdağı, Şahinbey, Şehit Kamil, Yavuzeli.


Güneydoğu Anadolu Bölgesi‘nin en eski kültür merkezlerinden birisi olan Gaziantep, MÖ 4000 yıllarına kadar uzanan ve ilk uygarlıkların doğduğu, Mezopotamya ve Akdeniz arasında, tarihi İpek Yolu üzerinde konumlanmıştır

Antik ulaşım yollarının, stratejik bazı konumların birleştiği, savunmaya ve saldırıya elverişli, antik ticaret yollarının kesiştiği bir kavşakta bulunması ona tarihin bütün safhalarında bir çok medeniyetin göz dikmesine sebep olmuştur. Bu yollar Kahramanmaraş’tan Sakçagözü’ne giden, Urfa, Kalkamış, Dülük, İslahiye, Kilis ve Halep bağlantılı ticaret yollarıdır. Kieppert , çizmiş olduğu Anadolu haritasında bütün bu yolları göstermiştir
Gaziantep‘in jeolojik durumu önemini artırmaktadır. Kommagene sınırları içerisinde kalan Toros Dağları‘nda antik dönemde kullanıldığı bilinen bazı maden yatakları vardır. Bu yörede demir madenlerinin işletildiği ve dönem tekniği ile çelik elde edildiğini kitabelerde ifade edilmektedir.

Gaziantep‘te Paleotik, Neolotik, Kalkeotik, Tunç Çağlarına, Hitit, Med Asur Pers İskender Selefkosler Roma, Bizans, Abbasiler ve Selçuklulara ait eserler bulunmaktadır. Hitit döneminden itibaren Gaziantep önemli bir dini merkez olmuştur. Hitit baş tanrısı Teşup’un kutsal şehri olarak bilinen Dolichenos (Gaziantep) aynı özelliğini Grek, Roma döneminde de korumuştur.

Gaziantep kültürel zenginliği kadar doğal güzellikleri, coğrafyası, zengin mutfağı ve alışveriş imkanları ile tam bir turizm cennetidir.
_________________
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör http://mertims.eniyiforum.net
Aranel_Elensar
Admin
Admin
www.mertims.eniyiforum.net
Erkek
Yaş: Kayıt tarihi: 16/02/09 Mesaj Sayısı: 1723 Nerden: İ¢İñİžĐёÑ Lakap: ßy_AraneL

MesajKonu: Geri: GAZİANTEP Salı Şub. 24, 2009 3:52 am



Gaziantep - Coğrafya

Paleolotik çağdan bu yana çeşitli kültür ve medeniyetlere ev sahipliği yapan Gaziantep, Anadolu’nun ve Dünyanın en eski yerleşim yeridir.
6000 yıllık tarihi geçmişi ile ilimiz, Tarihi ve kültürel zenginlikleri Antik Kentleri,Mozaikleri,camileri, Kiliseleri, Hanları,Hamamları, Bedestenleri ve pek çok yeraltı ve yerüstü zenginlikleri ile bir metropol kenttir. Gaziantepliler bitmez tükenmez enerjisi, azmi ve girişimciliği ile kendi sanayisini kendisi kurmuş örnek bir sanayi ve ticaret kenti meydana getirmişlerdir.Gaziantep Güneydoğu nun en büyük Türkiye'nin ise 6. Büyük kentidir.Güneydoğu Anadoluyu batıya bağlayan kara ve demiryollarının merkezi olması,Uluslarası havaalanı ile tam bir metropol kenttir.Gaziantep'in şu an 9 ilçesi 17 beldesi ve 616 köyü vardır.İlin nüfusu 1.450.000 civarındadır.Gaziantep'in rakımı ise 850 metredir

Gaziantep bölgesi, en eski devirlerden beri uygun iklim ve konumu nedeniyle devamlı iskân görmüştür. Antik devirlerde iktisadî ve siyasî bütün faaliyetlerin yoğun bir şekilde sürdüğü kuzey Suriye ile Mezopotamya’yı İç Anadolu’ya bağlayan yollar bu bölgeden geçmektedir. Özellikle Araban, İç Anadolu bölgesine açılan yolların kavşağındadır. Bu bölge aynı zamanda, İlk Çağ’dan Orta Çağ’ın sonuna kadar, Fırat nehrini takip ederek Mezopotamya’dan gelen kervanların, Birecik ile Maraş bölgelerine ulaşmaları için bir ayrım noktasıdır.



Bölgede yapılan araştırmalar Araban çevresi tarihinin Tunç Çağı’na (M.Ö. 3000-1200) kadar indiğini göstermektedir. İslâm öncesi Raban Kalesi denilen Araban İç Kalesi’nin en önemli dönemi XI-XIII. yüzyıllar arasındadır.1 Bu yüzyıllar boyunca kale stratejik önemini sürekli korumuştur. Özellikle Urfa Haçlı Kontluğu, Ermeni Krallığı, Haçlı Seferleri, Memlûklu ve Türk akınlarında elde tutulması gerekli kalelerin başında yer almıştır. Araban Kalesi, Ermeniler ile Urfa Haçlı Kontluğu arasında sık sık el değiştirmiştir. 1093 yılında Ermenilerin elinde bulunan Araban Kalesi, 1112’den sonra Urfa Haçlı Kontluğu’nun eline geçmiştir. 1108-20 tarihleri arasında Ermeni Kralı Vasil’e ait olan kale, 1112-20 tarihlerinde Antakya Kralı eline geçmiş, daha sonra da tekrar Ermeniler’e bırakılmıştır. Bu dönemde kalenin çok sağlam olduğu ve kolay kolay fethedilemediği belirtilmektedir

Sultan Mesud Kılıç Arslan 1148-1150 yıllarında Araban İç Kalesi’ni fet¬hederek Türk toprağı haline getirmiştir. 1155’te Atabey Nureddin Mahmud Zengi, Araban’ı Selçuklulardan almıştır. Bu tarihten sonra sırasıyla Halep Eyyubileri, Anadolu Selçukluları (1218), Memlûklular, İlhanlılar (1259), Memlûklular (1260), Dulkadiroğulları ve tekrar Memlûkluların hakimiyeti altında görülmektedir. 1517’de ise bölge Osmanlı topraklarına katılmıştır 1523 yılından sonra Birecik Sancağı’nın Rumkale kazasına bağlanan Araban, daha sonraki yıllarda Gaziantep’e bağlanmıştır.



Araban (Raban, Kale-i Zerrin) Kalesi 1940’lara kadar sağlam durumda iken, halk tarafından inşaatlarda kullanılmak üzere surların taşları sökülerek ortadan kaldırılmıştır. Kaleden günümüze toprak altında kalan kısımlardan başka bir şey ulaşmamıştır

Kale, şehrin ortasındaki 35 m yükseklikte bulunan yığma tepe üzerine kurulmuştur. 85×95 m’lik bir alanı kaplayan kalede cami, su deposu ve toprak altında kalan surlardan başka herhangi birşey bulunmamaktadır. XII-XIV. yüzyıllarda çok önemli bir iç kale olmasına rağmen günümüzde pek iz kalmamıştır

ANIT MEZARLAR
1) Hisar Anıt Mezarı: Gaziantep ili Araban İlçesi Hisar Köyünde bulunan günümüze kadar sağlam kalabilmiş orijinal bir yapıdır. Kesme taştan yapılmıştır. Kare bir kaide üzerinde (4×4 metre ) dört köşedeki paye sütunlardan meydana gelen gövde ve bunun üzerinde pramidal külahtan teşekkül etmiştir. Bu külahın üzerinde kronik tipi sütun başlığı mevcuttur. Yaklaşık olarak M.S. 1. yüzyıla tarihlemek mümkündür.
2) Elif Anıt Mezarı :Elif köyündedir. Hisardaki gibi kesme taştan yapılmıştır. Kare planlı yüksek kaide üzerine oturan gövde ve üzerini örten tonozlu bir örtü sisteminden oluşmaktadır.
3) Hasanoğlu Anıt Mezarı: Araban ilçesi Hasanoğlu Köyünde bulunan 3. anıt mezar, büyük tahribatlar geçirmiştir. Kesme taştan inşa edilmiştir. Gövdenin sadece Güney ve Batı yönleri ayakta kalabilmiştir. Bu tür mezarlarda seced kaidenin altından doğrudan toprağa verilmekte veya mumlanarak muhafaza edilmektedir. Kaide kısmına sahte lahit konulmakta ceset ise lahit’in aşağısındaki ölü odasına konulmaktadır
1940’lı yıllarda kale talanı sırasında caminin giriş kapısının büyük bölümü toprak ve taş yığını içinde kalmıştır.



Cami , dıştan 13.20×18.50 m ölçülerinde dikdörtgen plânlı olup, enine gelişen iki sahından oluşan bir plâna sahiptir. XX. yüzyılın başında cami kendi haline terkedilmiş, günümüzde güney ve doğu duvarlarının taş kaplamaları sökülmüştür .



Kuzey cephesinin ortasında yer alan cümle kapısına beş basamaklı bir merdivenle inilmektedir. Cümle kapısı diktörtgen çerçeveli ve basık kemerli olup, üzengi taşının altında dışbükey bingiler bulunmaktadır. Basık kemerin dördüncü sırasındaki taş sırası boydan boya içten yapılarak, cephede bir şerit oluşturulmuştur.



Doğu cephenin güney tarafı 40 cm ölçülerinde dışa taşıntı yapmaktadır. Bu taşıntının nedeni ise, iç mekânda 90×140 m ölçülerinde açılan nişden dolayı veya örtü sisteminin yükünü taşıyan beden duvarlarının dayanıklılığını artırmaktır .



Yapının güney cephesi, kalenin surlarına bitişik inşa edilmiştir. Bu nedenle güneybatı köşede düzgün duvar örgüsü bulunmaktadır. Diğer kısımları surlara bitişik olduğundan bu kısımlar da sökülmüştür.



Batı cephesinin alt bölümleri surların şekline uygun olarak yapılmıştır. Üst bölümleri ise düzgün kesme taştandır. Bu cephenin güney tarafında dikdörtgen pencere yer almakta olup, kuzeybatı köşesi yıkılmış durumdadır .



Dış cephelerin kuzey ve doğu kısımları saçak silme, kaval ve oluktan ibarettir. Düz silmeli saçak, kademelenme ve profillenme yapmaktadır. Saçak silmenin üstünde bir taş daha vardır. İçten tonozla örtülü cami dıştan düz damla örtülüdür .



Harime beş basamakla inilen cümle kapısından girilmektedir. İç mekân kalenin zemininin altında kalmaktadır. 14.90×9.30 m ölçülerindeki harim, enine gelişen iki sahınlı üzeri beşik tonozla örtülüdür. Ortadaki payelerden ve köşelerden kuzey-güney doğrultusunda atılan sivri kemerler beşik tonozun iç bükeyiyle aynı hizada yapılmıştır.



İkinci sahının ortasındaki çapraz tonoz, giriş kapısının önünde, mihrabın aksında bulunmaktadır. Çapraz tonozun iki yanı (doğu-batı) beşik tonozlu bölümlerle örtülmüştür. Tonozların arasındaki sivri kemerlerin üzengi taşları dışa taşıntılı olarak yapılmıştır. Tonozların başladığı iç bükey, duvar yüzeyinden dışa taşıntılıdır. Sivri kemerler düzgün kesme taştan, örtü sistemi ise taştan ve üzeri sıvalıdır.



İç mekâna girişi sağlayan cümle kapısı, içten dikdörtgen çerçeveli ve sivri kemer alınlıklıdır. Atkı taşı dışbükey bindirmelikler üzerinde yer almaktadır. Sivri kemer alınlık sade olarak yapılmıştır.



Harimin duvarları düzgün kesme taşlardan örülmüş, üzerinde herhangi bir sıva yoktur.



Doğu duvar üstte göz pencere ve sivri kemerli bir alınlık şeklinde tertiplenmiştir. Bu duvarın birinci sahının ortasında 90×1.50 m ölçülerinde dikdörtgen bir niş yer almaktadır.



Mihrabın iki yanında 90 cm genişliğindeki sivri kemer şeklinde düzenlenmiş açıklıktan 1.20×1.40 m ölçülerindeki bir bölüme girilmektedir. Her iki bölüm duvar içinden yükselen bölümlerden doğudaki, kırlangıç örtülü, batıdaki niş ise düz şekilde yukarı doğru devam etmektir.



Batı duvarının üstüne dikdörtgen şeklindeki bir pencere açılmıştır.



İç mekânın zemin döşemesi, define avcıları tarafından kaldırılmıştır. İçteki malzemelerden zeminde sal taşları döşeli olduğu anlaşılmaktadır.
Kıble duvarının ortasında giriş ekseninde mihrap yer almaktadır. Mihrap beden duvarında olduğu gibi düzgün kesme taşlarla gerçekleştirilmiştir. Mihrap, duvardan hafif içe doğru kademeli oluk ve kaval silmeden oluşan bir çerçeveyle ayrılmaktadır. Bu silmeler kavsara kemerinin üst hizasından itibaren köşeli iki kademelenme yaparak yükselmektedir. Köşelerden sütuncelerle sınırlandırılmış hücre 1m derinliğinde yarım kemerle kuşatılmış, yarım kubbe biçiminde bir kavsaraya sahiptir. Bu kavsara cepheden kemerin şekline uydurulmuş ve hafif sivriltilmiştir. Hücreyi sınırlandıran sütunceler köşelere bağlı, yarım sekizgen plânlı gövdeye sahiptir. Sütuncelerin bilezikli kaideleri ve üstte iki sıra yapraktan oluşan başlıkları bulunmaktadır. Ayrıca kavsara kemerinin başlangıcında (üzengi seviyesinde) içe ve dışa bakan yüzlerinde yivli bir tabla yer almaktadır. Çerçeveyi oluşturan kaval ve oluk silmeler mihrapta belirli bir hareketlilik sağlamaktadır. Tek süsleyici unsur olarak da sütunce başlıklarındaki damarlı iki sıra halinde düzenlenen ve tablanın altında da devam eden yapraklar gözükmektedir




Gaziantep`te yüksek öğretim 1973 yılında Orta Doğu Teknik Üniversitesi`ne bağlı Makine Mühendisliği Bölümü ile başlamış ve 1987 yılında ise üniversite tüzel kişiliğini kazanmıştır.

Kuruluşundan bu yana dengeli bir şekilde gelişmesini sürdüren Gaziantep Üniversitesi, çevre il (Kilis) ve ilçelere (Nizip,Oğuzeli) yayılarak 7 Fakülte, 4 Yüksekokul, Türk Musikisi Devlet Konservatuarı, 3 Enstitü ve 7 Meslek Yüksekokulundan oluşan bir bölge üniversitesi haline gelmiştir. Bağlı birimlere ilave olarak, Adıyaman Mesleki Teknik Eğitim Fakültesi ile Yabancı Diller Yüksekokulu`nun ayrıca Gaziantep Organize Sanayi Bölgesi ve Oğuzeli`nde birer Meslek Yüksekokulu`nun kurulması çalışmaları sürmektedir. Tüm fakülte ve yüksekokullarda öğrenci alınan bölüm ve program sayısı 2002 yılında toplam 104 olmuştur. Mevcut öğretim elemanı sayısı 763 olup, 2002 yılı itibariyle yaklaşık 11.000 öğrenci eğitim öğretim görmektedir.

Üniversitemiz Mühendislik Fakültesinde, Fen Edebiyat Fakültesinin ise İngiliz Dili ve Edebiyatı Bölümü`nde öğrenim dili İngilizce olup, bu iki birimin yanı sıra Tıp Fakültesi ve Turizm ve Otelcilik Meslek Yüksekokulunda zorunlu yabancı dil hazırlık sınıfı okutulmaktadır.

Üniversitemiz, öğrencilerine ve tüm akademik personele sunduğu gelişmiş kütüphane imkanları, modern araştırma laboratuarları ve bilgi-işlem alt yapısı ile her türlü araştırma ve geliştirme faaliyetlerini en üst düzeyde desteklemektedir.

Bilimsel yayın sıralamasında Gaziantep Üniversitesi Türkiye`nin vakıf üniversiteleri dahil olmak üzere tüm üniversiteleri arasında 10., devlet üniversiteleri arasında ise 5. sırada olup Türkiye`nin en iyi üniversiteleri arasında yer almaktadır.


Sosyal ve kültürel faaliyetler, artan bir hızla devam etmektedir. Öğrenci toplulukları çeşitli etkinliklerle sosyal ve kültürel faaliyetlere önemli ölçüde katkıda bulunmakta olup, ülkemizi ilgilendiren ekonomik, siyasi ve uluslararası konularda tanınmış simaların katıldığı birçok bilimsel toplantı düzenlenmektedir.

Öğrencilerimize başarı ve hizmet burslarına ilaveten, üniversitemizi geliştirme vakfının verdiği burslar ile destek verilmekte olup, fakir öğrencilerimize ayrıca yemek yardımı yapılmaktadır. Üniversitemizde öğrencilerin barınma, beslenme ve sağlık hizmetleri en iyi şekilde sağlanmaya çalışılmaktadır.
Huzur ve güven ortamında eğitim yapılan Gaziantep Üniversitesi, aydınlık geleceğe açılan kapıda ülkemiz gençlerine en iyi sosyal ve akademik hizmeti sunmayı temel ilke edinmiştir



Gaziantep Mevlevihanesi


KALEDEN GÖRÜNÜM
Gaziantep ilinin ilçeleri; Şahinbey, Şehit Kamil, Araban, İslahiye, Nizip, Karkamış, Oğuzeli, Yavuzeli ve Nurdağ'dır

Nizip
İl merkezine 45 km. mesafede Fırat Nehri'nin meydana getirdiği Orta Mezopotamya havzasında kurulmuştur. Nizip'in 10 km. kuzeyinde bulunan Belkıs/Zeugma antik kenti ilçenin en önemli tarihi yerlerinden birisidir. Ayrıca Nizip şehir merkezinde Bizanslılar döneminden kaldığı zannedilen Nizip Fevkani kilisesi ve Nizip Çayı kıyısında bulunan Karpuzatan Piknik alanını ilçenin diğer önemli gezilip görülebilecek yerleri arasındadır

İslahiye
İl merkezine 90 km. mesafededir. İlçede bulunan önemli tarihi eserler Yesemek Açık Hava Müzesi, Tilmen Höyük ve Zincirli Höyük'tür

Oğuzeli
İl merkezine 18 km mesafede olan Oğuzeli ilçesi, Gaziantep'in Güneydoğusunda, Suriye sınırında bir hudut ilçesidir. İlçenin en eski yerleşim yerlerinden birisi olan Gündoğan köyünde bulunan Tilbaşar kalesi, tarihi M.Ö. 3000 yıllarına kadar uzanan önemli bir yerleşim yeridir
_________________
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör http://mertims.eniyiforum.net
Aranel_Elensar
Admin
Admin
www.mertims.eniyiforum.net
Erkek
Yaş: Kayıt tarihi: 16/02/09 Mesaj Sayısı: 1723 Nerden: İ¢İñİžĐёÑ Lakap: ßy_AraneL

MesajKonu: Geri: GAZİANTEP Salı Şub. 24, 2009 3:53 am


Araban
Gaziantep ilinin Kuzeydoğusunda ismini aldığı Araban Ovasının ortasında il merkezine 67 km. uzaklıktadır. İlçe merkezindeki Araban kalesi, Elif, Hisar ve Hasanoğlu köylerinde bulunan kesme taşlarla süslemeli olarak yapılmış anıt mezarlar, Karasu ırmağı üzerindeki Septimus Severus Köprüsü (Kırık Köprü), Çiftekoz köyündeki çok sayıda kaya tipi mezarlar ilçenin önemli tarihi yerleri arasındadır



Yavuzeli
Yavuzeli ilçesi Gaziantep İl merkezine yaklaşık 40 km.uzaklıkta küçük bir ilçemizdir. İlçenin doğu sınırında Fırat nehri akmakta olup,coğrafi olarak genellikle engebeli bir arazi yapısına sahiptir.İlçenin ekonomisi tarıma ve hayvancılığa dayanmakta olup,Tarım , ilçede Pamuk, buğday,arpa ve fıstık gibi ürünler ile meyve yetiştiriciliği şeklinde yapılmaktadır.İlçede ticaret genel olarak küçük boyutlu ticari işyerlerinde yapılmaktadır


Şahinbey
Şehrin güneyinde yer almaktadır.Yüzölçümü 855.5 Km2’dir. İlçe, il merkezinin alışveriş merkezi konumunda olup özellikle gıda, dokuma ve temizlik alanında çok sayıda küçük atölyelerin bulunduğu bir sanayi bölgedir


Nurdağı
İl merkezine 70 km mesafededir. İlçenin en çok ziyaret edilen yeri İnanç Turizmi kapsamındaki, Durmuşlar Köyü sınırları içerisinde ilçe merkezine 19 km. uzaklıkta bulunan Hz. Ukkaşe (Ökkeşiye) ören yeridir



Karkamış
İl merkezine 75 km mesafede Mezopotamya havzasının orta bölümünde konumlanan Karkamış, antik çağda doğunun önemli bir sanat ve kültür merkezi olmuştur. Gılgamış Destanında, Geç Hitit döneminde antik şehrin ortostatları üzerinde kurulduğu tasvir edilen ilçe bugün iç ve dış şehir surları, tapınaklar ve hilani tipi ev kalıntıları göze çarpmaktadır. Karkamış harabeleri halen Suriye-Türkiye hududunun sıfır noktasında ilçe hudutları içinde yer almaktadır. Ayrıca ilçe hudutları içerisinde 10'a yakın höyük bulunmaktadır




Şehitkamil
Gaziantep’in kuzeyinde yer almakta olup yüzölçümü 1009 km² dir. İlde yer alan sanayi kuruluşlarının büyük çoğunluğu Şehitkamil ilçe sınırları içersindedir
_________________
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör http://mertims.eniyiforum.net
Aranel_Elensar
Admin
Admin
www.mertims.eniyiforum.net
Erkek
Yaş: Kayıt tarihi: 16/02/09 Mesaj Sayısı: 1723 Nerden: İ¢İñİžĐёÑ Lakap: ßy_AraneL

MesajKonu: Geri: GAZİANTEP Salı Şub. 24, 2009 3:54 am



Ramazanlar Müslüman şehirlerde minarelerde yanan mahyalarla başlar. Camiler teravih namazlarında dolup taşar. İftar sofraları dostlara, fakirlere açılırken gönüller yaratıcıya açılır Ramazan ibadetleri, yiyecekleri ile bereket ayıdır. En zengininden en fakirine Ramazan sofraları her dem farklı, bir o kadarda zengin olur. Hele bir de Ramazanı, yemek kültürü ile dünyada en ön şehirlerinden olan Gaziantep'de geçirirseniz Ramazan sofralarının tadı bir yıl boyunca damağınızda kalır



Gaziantep mutfağı genel olarak doğu ile batı kültürünün ortasında çıkmış kendine özgü bir yere sahiptir. Tarihin en eski şehirlerinden biri olan Gaziantep, Müslüman Araplara, Yahudilere, Ermenilere ve en son Türklere ev sahipliği yapmıştır. Şehir ticaret kervanlarının geçtiği güzergahta olması sebebi ile çok sayıda kültürün birleştiği bir yer olmuştur. Bu çok kültürlülük en çok mutfağa yansımıştır. Gaziantep mutfağı bu sebeple kültürler sentezinden oluşmaktadır.

Gaziantep mutfağı, daha çok ete dayalı bir yemek kültürüne sahiptir. Yemekler bol yağlı ve bol baharatlı olarak yapılır. Daha çok koyun eti tüketilmektedir. Bunun yanında tavuk, hindi son zamanlarda deve kuşu eti de tüketilmektedir. Balık yemeklerinin tüketimi nerede ise yok denecek kadar azdır. Tek başına sebze ile yapılan yemek azdır. Sebzeli yemekler de etle yapılır.

Gaziantep yemek kültürünün en güzel yemekleri Ramazan ve bayram sofralarında kendisini gösterir. Kendine özgü yöresel yemekleri Gaziantep dışında bulmak çok zordur.

Ramazan öncesi kandiller Ramazan ayının yaklaştığını haber vermesi sebebi ile evleri de bir tatlı Ramazan telaşı sarar. Ramazan kış aylarına gelirse hem kışlı hem de Ramazan için mahalle kadınları bir birlerine yardım ederek biber, patlıcan, kabak, acurları temizleyerek onları kuruturlar.

Yemeklerin lezzetini oluşturan baharatlar, Gaziler caddesindeki, Elmacı pazarındaki baharatçılardan özenle seçilerek alınır. Gaziantep de baharatın envai çeşidi ve en hası bulunur. Her seviyedeki aile evine mutlaka köftelik simit ( köfte yapımında kullanılan ince bulgur) alır


İsterseniz Gaziantep’te bir iftar sofrasına misafir olalım.

Gaziantep iftar sofralarında gün boyu aç kalan midenin aniden yemekle doldurulmaması için iftara kahvaltı ile başlanır. Ezanının okuması ile beraber peygamberimizin sünneti olduğu için orucun hurma ile açılması makbul karşılanır. Peynir, zeytin, reçel, bal ve poğaça çayla beraber ikram edilir. Yemekten önce yapılan bu atıştırma açlığı hafif giderir. Kahvaltıdan sonra akşam namazını kılınır.

Arkasından çorbalara geçilir. Gaziantep’in iftar sofralarında bizim bildiğimiz çorbalar yöreye özgü şekilde pişirilir. Bazı çorbalar vardır ki bunlar sadece bu yöreye aittir. Bazı çorbaları şöyle sıralayabiliriz. Ekşili Kırmızı Mercimek Çorbası, Süzme Kırmızı Mercimek Çorbası, Alaca Çorba, Yoğurtlu Dövme Çorbası, Maş Çorbası, Antep Tarhana Çorbası, Maşhor Çorbası, Öz Çorba, Keme çorbası, Un Çorbası, Yoğurtlu Un Çorbası, Yoğurtlu Lebene Çorbası, Yoğurt Çorbası, Süt Çorbası, Düğün Çorbası, Şafak Çorbası, Soğan Çorba, Aşir Çorbası, Muni Çorba.

Çorbalardan sonra ana yemeklere geçilir. Bazı evlerde pişirilen her şey aynı anda servis edildiği gibi sıra ile de servis yapılır. İftar sofrasında bir ya da iki çeşit yemek bulunur. Misafir varsa çeşit çoğaltılabilir. Yemekler genelde etli ve bol yağlı olarak yapılır. Ana yemekleri de etli yemekler, sebzeli yemekler, yoğurtlu yemekler ve kebaplar olarak ayırmamız gerekir.


Etli yemekler; Ekşili Taraklık, et kızartma, Et Sarması, Kuveysal, Darap Gatel, et Paça, Mardındella, Rulo Köfte, Yufkalı Paça, terbiyeli Köfte, Ciğer kavurması, Ciğetavası diye sıralayabiliriz.

Üzerinde özel olarak durulması gereken bol baharat ve sarımsaklı Beyran tadılması gereken bir yemektir.

Gaziantep’te sebzeli yemek azalmasına rağmen, etteki kolesterolün fazla olması son dönemlerde Gazianteplileri sebzeli yemeklerini yapmaya yöneltmektedir. İftar sofralarında kilo almaktan korkanlar sebzeli yemekler yiyorlar. Doğrama, Domates Doğraması, Kabaklama, Kabak Oturması, Kabak Mıkşısı, Patlıcan Musakkası, Hızmalı Patlıcan Musakaksı, Haylan Kabağı Musakkası, Kazan Kebabı, Kamış Yahnisi, Zerdali Aşı, Çir Yahnisi ( Kaysı ve Zerdali Kurusu) Ebegümeci Buğulaması gibi yöreye özgü sebzeli yemekler vardır.

Yoğurtlu Yemeklerin başında Yuvarlama gelir,



Yuvarlama hem Ramazan için hem de bayram için hazırlanır. Hazırlanışı zor olduğu için mahalle kadınları bir araya gelip yardımlaşarak Yuvarlamayı hazırlarlar. Yuvarlama iftar sofralarını süslediği gibi Bayramda her evde mutlaka yapılan bir baş yemektir. Yuvarlama yanında yoğurtlu yemek olarak; Sarımsak Aşı, Şiveydiz, Acur Muntaniyesi, Yoğurtlu Keme, Yoğurtlu Bakla gibi yemekleri de görmemiz mümkün.

Kebaplar ise Gaziantep mutfağının vazgeçilmezlerindendir. Ciğer ve Izgara Piliç Baharatı, Terbiyeli tike Kebabı, Altı Ezmeli Tike Kebabı, Patlıcan Kebabı, Torbada Patlıcan Kebabı, Kıyma Kebabı, Sebze Kebabı, Patates Kebabı, Sarımsak Kebabı, Frank Kebabı, İslim Kebabı, Koç Kebabı, Bamya Kebabı,Simit Kebabı, Keme Kebabı belli, Soğan kebabı başlı kebaplardır.



Başka bir yerde göremeyeceğiniz Gaziantep yöresinde yapılan meyveli kebaplar da vardır. Gazianteplilerin kebap yapmalarını damak zevkine mal etsek de, asıl meselenin meyve yemek olmadığı meyvelerin et yemek için bir bahane olduğunu görürüz. Bakın sofralara hangi meyveler yemek olarak giriyor. Elmam Kebabı, Armut Kebabı, Yenidünya Kebabı, Vişne Kebabı, Armut Kebabı, Şeftali Kebabı.

Yemeklerin yanında Gaziantep pilavları da iftar sofrasının vazgeçilmezlerindendir. Etli Pilav, Firik Pilavı, İç Pilav, Sebzeli Pilav, Meyveli Pilav, Mercimekli Pilav, Kıtmalı Bulgur Pilavı, Sebzeli Bulgur Pilavı, Lolazlı (börülce) Pilav yörenin güzel pilavlarındandır.

Özellikle köylerde Bulgurdan yapılan pilavlar sofraların vazgeçilmezlerdendir. Aynı şekilde Firik Pilavı tadına bakılması gereken pilavlardandır.

İftar sofralarının soğuk olarak yenilen ve vazgeçilmezlerinden biriside köftelerdir. İçli Köfte, Sini Köftesi, Topaçlı Köfte, Maltıhalı Köfte( Kırmız Mercimek) Ekşili Ufak Köfte, Haveydi Köftesi, Omaç yörenin en güzel köftelerindendir.


Yemekler yanında salatalar olduğu gibi piyazlar da vardır. Mevsimi ise hazmı kolaylaştırması için turp sofralarda mutlaka bulunur. Sofranın baş köşesinde biberiye olarak adlandırılan küçük biber turşuları mutlaka vardır.

Ramazanda vazgeçilmezlerden birisi de çiğ köftedir. Her Ramazan da mutlaka çiğ köfte yapılır.


İftar sofrasının vazgeçilmezlerinden birisi de Gaziantep dolmalarıdır. Gaziantep dolmaları kendine has bir tat ve özellik taşır. Karışık Antep Dolması, Firikli Acur dolamsı, Bulgurlu Kabak Dolaması, Yoğurtlu Kabak Dolması, Haylan Kabağı Dolması bunlardan bazılarıdır. Özellikle kurutulmuş biber dolması çok acı olduğundan acıyı sevmeyenler için dikkatli olunması gereken yemeklerdendir.


Gaziantep tatlıları ile de meşhur bir şehirdir. Özelliklede tereyağlı fıstıklı baklavası ile her yerde bilinir. Bu tatlı kültürü mutfaklara da yansımış. Ramazan tatlıları artık evde yapılmak yerine daha çok çarşıdan alınır. Ama evde özel yapılanlarda vardır. Haytalla, Sütlaç, Zerde, Peynirli Un Helvası, Guymak tatlıları evde yapılanlardan bazılarıdır.


Gaziantep iftar sofrasının en büyük içeceği, Meyan şerbetidir. Meyan eskiden evlerde Ramazan için özel olarak hazırlanırmış şimdilerde kolaylık olması sebebi ile hazır alınıyor. Hazır alınmasına rağmen İftar sofrasının vazgeçilmez içeceği olma özelliğini koruyor.
_________________
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör http://mertims.eniyiforum.net
Aranel_Elensar
Admin
Admin
www.mertims.eniyiforum.net
Erkek
Yaş: Kayıt tarihi: 16/02/09 Mesaj Sayısı: 1723 Nerden: İ¢İñİžĐёÑ Lakap: ßy_AraneL

MesajKonu: Geri: GAZİANTEP Salı Şub. 24, 2009 3:54 am

Gaziantepliler iftardan sonra teravih için hazırlı yaparlar. Teravih namazından sonra çarşılar şenlenir. Özelliklede kebapçı önleri. İftardan sahura kadar kebapçılardaki yoğunluk azalmaz. Özelliklede Cağırtlakçılar da ( Ciğer Kebapçıları) kuyruklar oluşur. Çoğu insan aileleri ile beraber sahurda Cağırtlak yemeye gider. Gazianteplilerdeki bu ciğer merakını Yörem Mutfak ev yemekleri sahibi Hatice Yıldırım “Ramazan da ciğer yiyen ciğer ateşi görmez ”gibi bir inanışına bağlar.

İftar ve sahur arasında Nohut dürümcülerinin önünde kuyrukları görmek mümkündür. Bazıları sırf nohut dürümü yemek için iftara giderler. Ya da iftara giderken eve nohut dürümünü paket yaptırıp götürürler.

Ramazan iftar sofralarının hazırlanmasında fırınların büyük bir rolü vardır. İftar saatlerinde fırından pide almak için kuyruklar oluşur. Ayrıca başka şehirlerde görmeye alışık olmadığımız bir olay daha vardır. Gaziantepliler çoğu yemeklerini fırınlara hazırlayıp ya da kasapta hazırlatıp gönderirler. Yemekler bu sebeple fırınlar da pişer. Bu alışkanlık yıl içinde devam ettiği gibi Ramazanda da daha yoğunlaşarak devam eder. Her pide fırının yanında mutlaka bir Manav, bir kasap vardır. Fırın, Kasap, Manav üçlüsü Gaziantep’te ayrılmaz üçlüdür. Fırınlar yine sahur için özel susamlı pide ekmek çıkarırlar. Küncülü, Lavaş, açma gibi pide çeşitleri vardır.
Özelikle bayrama birkaç gün kala fırınların önünde kuyruklar oluşur. Bu kuyrukların sebebi bayram için hazırlanan “köylü kahkesidir.” Bol baharatlı, çörek otlu anasonlu kahkeler pişirilir.

İster Ramazanda ister diğer günlerde olsun Gaziantep mutfağının yerini alabilecek çeşitliliği bulmak zordur.

Eğer Gaziantep’te bir iftar Sofrasına davet edilirseniz, bu tadı bir daha unutma şansınız olmayacak. Bu şansınız yoksa ve yolunuz Ramazan da Gaziantep’e düşmüşse, şehrin kültürünü yansıtan mekanlarda, yöresel yemekleri bir iftar sofrasında tatmanız mümkün olacaktır

Gaziantep’in lezzetleri anlatmakla bitecek gibi değil. . Ama Antep mutfağı bir iki yazıya sığmayacak kadar zengin. En iyisi, oraya gidip bu lezzetleri keşfetmek.

Gaziantep hem görülesi hem de tadına bakılası bir kent. Gerek tarihi, gerek coğrafyası, özelikle de birbirinden lezzetli yemekleriyle insanı baştan çıkaran bu kente gittiğinizde, sizi büyüleyen birçok görüntüyle karşılaşabilirsiniz. Örneğin Yesemek Açık Hava Müzesi’nde antik heykel atölyesindeki yontu taslakları, aslan, dağ tanrıları, sfenksler, savaş arabaları sizi asırlar öncesine taşır. Zeugma mozaikleri, eski evler, hanlar, hamamlar, kiliseler, kaleler kentin muhteşem geçmişini gözler önüne serip sizi kendisine hayran bırakır.

Ama Antep’in yemeklerinin yeri apayrı. Onları yiyenlerin damakları lezzetten çatlar. Böylesine lezzetli mutfağa dünyanın çok az yerinde rastlanır. Bu yemeklerin bir bölümünden geçen hafta söz etmiştim. Bu hafta kalanını anlatacağım. Biliyorum ki, ne kadar yazarsam yazayım Gaziantep mutfağının tüm inceliklerini anlatmayı bitiremeyeceğim. En iyisi, damağına düşkünlerin kalkıp bu güzelim kente gitmesi ve kendi keşfini yapmasıdır.

Gaziantep’te iyi yemek yapanlara "keyvani" denir. Hayvanın hangi bölümünden hangi yemeğin yapılacağını çok iyi bilirler. Kasapların et isteyen müşteriye ilk sorduğu soru "Ne pişireceksin?" olur. Çünkü her etle her yemek pişirilmez. Örneğin bamya boyun eti ile, lahmacun kaburga eti ve döş ile, şiş kebabı küşneme ile, çiğköfte but eti ile yapılır. Et doğru yerden kullanılınca yemek de o kadar lezzetli olur



Antepli ayrıca baharat kullanımında da ustadır. Hangi baharatın hangi yemeğe yakışacağını çok iyi bilirler. Yoğurtlu yemeklerde safranı veya naneyi, sulu yemeklerde tarhunu, ciğer kebabında kimyonu, aşurede rezeneyi, sütlaçta tarçını asla ihmal etmezler. Diğer yörelerde yemeklerde bir veya iki çeşit ekşi kullanılırken burada limon, limon tuzu, koruk, koruk pekmezi, sumak tozu, sumak ekşisi, nar ekşisi kullanılır. Yani her yemeğin ekşisi ayrıdır. Örneğin bamyaya koruk, sarmaya erik, lahana ve pancar sarmasına, sulu salataya nar ekşisi konur. Yani eti, baharatı, ekşiyi doğru kullanmasını bilen Gazianteplilerin pişirdiği yemekler bu yüzden çok lezzetli olur.

ETSİZ YEMEK OLMAZ

Gaziantep’te et çok önemli. Her ne kadar lezzetli sebze yemekleri olsa da etle yapılan yemekler hep baş köşede yer alır. Antepli, genç koyun eti yer. Başka eti zorunlu kalmadıkça mutfağına sokmaz. Etin sinirlerinden, damarlarından, yağından temizlenmesine çok önem verilir. Bu temizlik işi bazen öyle abartılır ki, 100 kilo etten neredeyse 20 kilo fire verilir.

Gaziantep mutfağında çeşit çoktur ama kebabın yeri bambaşkadır. Bu kentte pişen kebabın lezzeti insana parmaklarını yedirtir. Kebap çeşitlerinin adları bile insanın ağzını sulandırmaya yeter: Alinazik, altı ezmeli kıyma kebabı, altı ezmeli tike kebabı, ayva kebabı, elma kebabı, cağırtlak kebabı, Kilis kebabı, keme kebabı, simit kebabı, kıyma kebabı, sarmısak kebabı, vişneli kebap, patlıcan kebabı...

Bunların hepsi birbirinden lezzetlidir ama, Nail Bilen Caddesi’ndeki Üçler Kebap’ta yapılan simit kebabının yeri başkadır. Simit bildiğimiz simit değildir. Gaziantep’te ince bulgura bu isim verilir. Et zırh ile çekilir. İçine bulgur, çam fıstığı, ince doğranmış maydanoz, dövülmüş sarmısak, rendelenmiş soğan, baharat, kimyon, karabiber, tarçın, tuz, ıslanmış kırmızı pul biber karıştırılıp iyice yoğurulur. Sonra şişlere takılıp ateşin üstünde cızır cızır pişirilir. Tabaklara servis edildikten sonra üstüne fıstık içi serpilir. Bu malzemeler yan yana gelince, ortaya nasıl bir tat çıkacağını sanırım tahmin edebilirsiniz.


Kuru sebzeler, yöre tatlıları, biber salçası, nar pekmezi, sumak ekşisi, tatlı sucuklar, baharatlar, fıstık, üzüm pekmezi, pestiller... Bu ürünlerin çoğu evlerde üretiliyor. Yani bu tarihi pazar, aynı zamanda ev ekonomisine de önemli katkıda bulunuyor. Kimileri bu çarşıyı İstanbul’daki Mısır Çarşısı’na, İzmir’deki Kemeraltı’na benzetse de, bence buranın eşi benzeri yoktur. Ayrıca esnaf çok konukseverdir. Müşteriyi dükkanda ağırlamaktan, onunla sohbet etmekten, çay, kahve ikram etmekten çok keyif alırlar



Gaziantep denince akla ilk gelen yiyecek baklavadır. Kentin caddelerinde yürürken, neredeyse her yüz metrede bir karşınıza çıkan baklavacı dükkanları bunun en güzel kanıtı. Bu dükkanların vitrinlerine sıralanmış altın sarısı baklavalarla dolu tepsiler beni, kuyumcu vitrinine bakan kadınlar gibi heyecanlandırır. O an damağımdan şelalelerin döküldüğünü hissederim.

Kaynakların kiminde, Antep’te baklavacılığın 1800’lü yılların son çeyreğinden itibaren başladığı belirtilir. Kentin ilk ustalarından Güllü Çelebi’nin, bu mesleği Halep’te bir ustadan öğrendiği öne sürülür. Bir başka kaynağa göre ise Antepliler baklava yapmasını öğrenmek için Halep’e gitmemişler, Halep’teki usta bir vesileyle Antep’e gelip ustalara baklava yapmayı öğretmiştir.

İmam Çağdaş, Güllüoğlu, İnal ve Koçak Baklava, Gaziantep’te ilk akla gelen baklavacılar. Bu mesleğe 1887’de Hacı Hüseyin Efendi ile başlayan Çağdaşlar, o gün bugündür mesleği sürdürüyor. İmam Çağdaş’ın son temsilcisi Burhan Çağdaş’a göre, bir kilo baklavanın fiyatı her zaman bir gram altınınkine eşit olmuştur




Yüksek kalorili antepfıstığı, yörede 'Yeşil elmas' ya da 'yeşil altın' olarak adlandırılıyor. Ortadoğu kökenli olan bu bitki tüm Akdeniz kuşağında, Suriye, Irak, İran, Hindistan ve Türkiye'de yetiştiriliyor. Yüksek ısıya, kuraklığa dayanabilen, kurak toprakların kanaatkâr bitkisi antepfıstığı, ağaç başına yaklaşık 10 kg meyve veriyor
Ülkemizde Güneydoğu Anadolu bölgesinde bolca yetişiyor. Ağacın aynı adlı meyvesi (antepfıstığı/şamfıstık); çoğunlukla kabuklu durumda kavrularak tüketiliyor. Kavrulan fıstığın kabuğu çatlıyor ve ikiye ayrılıyor. Fıstık içi, şekercilikte, pastacılıkta, helvacılıkta, çeşitli tatlılarda ya da çerez olarak kullanılıyor. Çok besleyici olan antepfıstığı; yüzde 3.7 su, yüzde 59.4 yağ, yüzde 21.8 protein, yüzde 9.8 azot ve yüzde 2.9 ham lif içeriyor. Antepfıstığı yağında palmitik asit, oleik asit ve linoleik asit bulunuyor. Dünya antepfıstığı üretiminde Türkiye İran'dan sonra ikinci sırada yer alıyor
_________________
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör http://mertims.eniyiforum.net

GAZİANTEP

Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön
1 sayfadaki 1 sayfası

Bu forumun müsaadesi var: Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
Mertims Forum :: Türkiyem :: İL İL Türkiyemiz Hakkında Bilgiler -

Zirve100 En iyi
toplist - evden eve nakliyat - evden eve nakliyat sohbet Site Ekle arama forum kurmak | © phpBB | Bedava yardımlaşma forumu | Haberleşme | Suistimalı göstermek | Kendi blogunuzu yaratın