Mertims Forum


 
AnasayfaTakvimSSSAramaKayıt OlGiriş yap

MUĞLA

Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek
Yazar Mesaj
Aranel_Elensar
Admin
Admin
www.mertims.eniyiforum.net
Erkek
Yaş: Kayıt tarihi: 16/02/09 Mesaj Sayısı: 1723 Nerden: İ¢İñİžĐёÑ Lakap: ßy_AraneL

MesajKonu: MUĞLA Salı Şub. 24, 2009 7:14 pm




Mugla fetiye

Muğla
Türkiye’nin en önemli turistik yörelerinin bağlı olduğu Muğla kenti, çevresine nispet kendi içinde tarihi dokusunu korumaya devam ediyor.

Olunan ile olunacak yer arasında bir duraktır eşik. İki aradalık hali; kararsızlıktır... Ya da bir yerden bir yere gitme umudunu canlı tutan bir ara yer... Kimi kentler vardır, transit noktasıdır; gelinir geçilir önünden ama içine girilmez, gezilmez nedense. Hayatı ıskalamış insanlar gibi hep öylece eşikte beklerler... İşte Muğla böyle bir kent...

Bodrum, Dalaman, Datça, Fethiye, Kavaklıdere, Köyceğiz, Marmaris, Milas, Ortaca ve Ula gibi tatil yörelerini kendine bağlayan bir ana damardır Muğla. Bu yüzden olsa gerek yolcularını hep yan damarlara dağıtır. Oysa iki bacalı, iki kapılı eski evleri, geleneksel dokulu sokakları, sayısı tek tük kalmış el zanaatkârları ve Türkiye’nin tek doğa tarihi müzesiyle Muğla hiç de görmeden geçilecek kentlerden değil.

BOZULMADAN KALABİLMEK
Bodrum, Fethiye, Marmaris ve Datça’nın bağlı olduğu Muğla ili, Antalya’dan sonra Türkiye’nin en büyük tatil ve turizm merkezi. Mütevazı bir kasabayı andıran Muğla, Milas Ovası’na hakim bir düzlükte kurulmuş. Tarihi ise MÖ 3000 yıllarına dek uzanıyor. İlk çağlarda Karyalılar yerleştiği için Karya adı verilen bölgenin bilinen tarihi ise Hititler ile başlıyor. Hititlerin Lugga adını verdiği Muğla bölgesi daha sonra Friglerin, Lydialıların, Perslerin, Bizanslıların egemenliğine geçmiş.
1391’de Yıldırım Bayezid tarafından Osmanlı topraklarına katılan ve 1921’de özgürlüğüne kavuşan Muğla, denizden 670 metre yükseklikte, üstü düz bir kaya kütlesi şekliyle ilginç bir görünüme sahip Hisar Dağı’nın eteklerinde kurulmuş özgün bir kent. Özgünlüğü, elbette tarihi dokusunu korumasından kaynaklanıyor. Çevresindeki lüks turizm merkezlerine inat, orijinal dokusundan taviz vermeyen kent, Muğla Üniversitesi’nin kurulmasıyla birlikte bir ‘şehirleşme’ yarışına girdiyse de orijinal halini muhafaza eden sokaklar hiç de az değil.

Çünkü Muğla evleri tasarımları, ahşap işçilikleri, tavan işlemeleri ve şehrin sembolü haline gelmiş bacaları ile Türk geleneksel mimarisinde özgün bir model oluşturmaya hâlâ devam ediyor. Kent merkezinde özellikle Hisar Dağı eteklerine doğru yoğunlaşan eski Muğla evleri, Karabağlar Yaylası’ndaki Karabağlar Mahallesi ve Yılanlı Dağı yamacındaki Düğerek Mahallesi, evleriyle öne çıkan önemli bölgeler arasında.

“MUĞLA’NIN ORTA YERİ SABURHANE”
Muğla’nın tarihine bir yolculuk yapmak istiyorsanız mutlaka Saburhane Mahallesi’ne gitmelisiniz. Kentin doğu kısmında, zirvesi geniş bir düzlükten oluşan Asar Dağı’nın güney eteklerinde bulunan ve eski bir dere yatağını takip ederek ulaşacağınız bu mahallede, dilerseniz meydanın hemen ortasında sağlı sollu asmalarla çevrilmiş kahvehanelerde oturup soluklanın, dilerseniz eski Rum ve Türk evleri arasında geçmişin buğulu kokusuna bırakın kendinizi.

Mahalleye ilk yerleşim MÖ 3000’lerde, Doğu Yunanistan ile Batı Anadolu kıyıları arasındaki karşılıklı göçler sırasında başlamış. Akhalar, Karya ve İonya kıyılarında birçok koloni kenti kurmuşlarsa da MÖ 546’da Persler bu kentlerin tümünü ele geçirmiş. Sonraları İskender’in egemenliğine giren bölge, Rodos Krallığı ve Doğu Roma sınırları içinde kalmış. Osmanlılar tarih sahnesine çıktığındaysa buraya Türklerle birlikte Rumların da yerleştirilmesini uygun görmüşler. Rumlar, değirmencilik, dülgerlik, fırıncılık, hamamcılık ve terzilik gibi meslekleri icra ederken Türkler tarım ve hayvancılık ile uğraşmışlar.

Rumlar mübadelede Yunanistan’a göç etmişlerse de geriye kalan evleri bozulmadan korunmuş. Saburhane Mahallesi’nin yanı sıra Konakaltı’na da yerleşen Rumlar, kendi kültürlerine göre biçimlenen taş evler inşa etmişler. Bu evleri Türk evlerinden ayıran temel özellik, içe kapanmış olmaları, avlu yerine sokakla bütünleşen bir cephe ve kütle nizamı göstermeleri. Diğer ayırt edici özelliği ise kesme taş yapı olmaları. Eski şehrin ticaret ve zanaat merkezi Arasta mevkiinde görebileceğiniz saat kulesi de, 1895’de Rum Filivari Usta’nın elinden çıkmış, harika bir yadigâr.
Mahallede gezerken çifte bacalı ve çift kapılı evler görürseniz anlayın ki onlar Türk evleridir. Özellikle Hisar Dağı eteklerine doğru yayılmış olan bu evler, kentsel silueti kırmızı kiremit çatı, beyaz duvar ve üzerlerinden taşan yeşil ağaçlar üçlüsü ile oluşan armonisi içinde, geleneksel dokunun özünü oluşturan yapılardır. Avlu içindeki müştemilatlarıyla bir kullanım ve form biçimini oluşturan evlerin tipik özellikleri; ‘hayat’ olarak adlandırılan açık ön sofalar, ‘kuzulu’ kapı olarak adlandırılan avlu girişleri, ocaklar, bacalar, uzun ve geniş saçaklar, tavan süslemeleri, ahşap süslemeli verandalar ve duvarlara gömülmüş dolap biçimli banyolar...

Bütün Türk evlerinde olduğu gibi, aile mahremiyeti anlayışının bir ürünü olarak içe dönük biçimde inşa edilen evler, genellikle taş veya ikinci derecede ahşaptır. Tüm taşıyıcı duvarlar, avlu duvarları, özellikle zemin katlar kireç harcı, kırma-moloz taş duvarlarla inşa edilmiş, çatı örtüsü olarak alaturka kiremit kullanılmıştır. Muğla’nın sembolü olarak kabul edilen karakteristik bacaların en önemli özelliği ise tam 52 adet yöresel kiremitten oluşması.

Muğla evlerini ayırt edilir kılan bir başka ilginçlik ise kapıları. Geniş iki kanadı olan ve 2.30 metre yükseklikteki avlu duvarının yüksekliği ile orantılı ‘kuzulu’ kapılar, eve girişi sağlıyor.

Saburhane Mahallesi’nden Arasta’nın bulunduğu yere doğru inerseniz, Muğla’nın eski çarşısı ve el zanaatlarını sürdüren dükkânlarıyla karşılaşabilirsiniz. Semercilik, at koşumculuğu, nalburluk, demircilik ve kalaycılık birkaç ustanın direnciyle günümüzde de yaşatılmaya çalışılıyor. Sevdiklerinize hediye almak istiyorsanız, yeni restore edilen Yağcılar Hanı’na mutlaka uğrayın.

LEZZETLİ YEMEKLER
Sokaklar arasında gezerken burnunuza ilginç kokular gelirse yemek vaktinin işaretçisi bilin bunu. Yöresel yemek kültürü açısından da hayli ilginç seçenekler sıralayan Muğla’nın özgün yemeklerinin başında tarhana geliyor. Zeytin ve kurutulmuş biber de Muğla’da bir sofra kültürü. Özellikle sofralık zeytin, Karya döneminden beri önemini koruyor. Çarşıda yöresel ev yemeği bulacağınız pek çok restoran var. Büryan kebabı, ekşili döş dolması, börülce ve keşkeğin tadına mutlaka bakın. Yörede ‘çıtırmık’ adı verilen irmik helvasından yemeyi de ihmal etmeyin bu leziz şölenin üzerine...

Muğla’da görmeden dönülmeyecek bir başka önemli yapı da Muğla Müzesi’nin bünyesindeki Doğa Tarihi Müzesi. Muğla merkez ilçeye bağlı Özlüce köyü yakınlarından çıkarılan, günümüzden 5-9 milyon yıl öncesine tarihlenen, Doğu Asya’dan İspanya’ya uzanan geniş bir alanda yaşayıp yok olmuş canlılara ait fosillerin sergilendiği müzeyi de gezdikten sonra artık ağaçlar altındaki bir kahvede oturup yorgunluğun tadını çıkarabilirsiniz


_________________
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör http://mertims.eniyiforum.net
Aranel_Elensar
Admin
Admin
www.mertims.eniyiforum.net
Erkek
Yaş: Kayıt tarihi: 16/02/09 Mesaj Sayısı: 1723 Nerden: İ¢İñİžĐёÑ Lakap: ßy_AraneL

MesajKonu: Geri: MUĞLA Salı Şub. 24, 2009 7:14 pm






Asi Koyu Mugla
MUĞLA
Muğla ili, Asar Dağı eteklerinde kurulup, ovaya doğru yayılan şirin bir ildir...Muğla evleri, beyaz badanalı duvarları, özgün bacaları ile özel bir mimarisi olan koruma atına alınmış evlerdir...

Tatilde yapılabilecek en güzel aktivitelerden biri mavi yolculuğa çıkmaktır.Türkiye'nin en uzun kıyı şeridine sahip olan Muğla ilinin koylarını geleneksel ahşap guletlerle gezmek çok keyif vericidir...

Köyceğiz Gölü kenarında yeralan ilçemiz , Sultaniye kaplıcaları ve Çamur banyoları, Günlük ağaçları, yayla turizmine olanak sağlayan, Jeep Safari Turları yapılan, Ağla Yaylası ile ünlüdür...

Adaları, Ölüdeniz, Göcek, Günlük, Katrancı, Kırdak gibi eşsiz koyları, Saklıkent, Yakapark, Kelebek Vadisi gibi ender güzellikleri, tarihi kaya mezarları gibi tarihi ören yerleriyle önemli turistik merkezlerdendir...

Muğla'nın iki uluslararası hava limanından birine sahip, yeşilliklerle örtülü bir ilçesidir.İlçeye adını veren Dalaman Çayı, yüksek debisi nedeni ile Rafting Sporunun yapıldığı önemli bit turizm merkezidir...

Antik Halikarnassos kenti, kalesi, Mousoleum'u, Sualtı Arkeoloji Müzesi, amfitiyatrosu, alışveriş merkezleri,, Gümbet, Bardakçı, Akyarlar, Bitez, Ortakent gibi plajları ve eşsiz koyları ile canlı bir turizm merkezidir...

Milas'ta 19. yüzyıdan kalma geleneksel Türk mimarisinin özelliklerini yansıtan, koruma altına alınmış ahşap taş yapılı evler dikkat çekmektedir. Özellikle Çomakdağ evleri görülmeye değerdir...

Ülkemizin önde gelen turizm merkezlerinden biri olan Marmaris; denizi, kumu, güneşi, meşhur çam balı, Physkos, Loryma, Amos, Hydas gibi ören yerleriyle dikkat çekmektedir...

Yüzölçümü: 13.338 km.²

Nüfus: 715.328 (2000)

Il Trafik No: 48
Ege Bölgesinin güneyinde yer alan Mugla, Asar (Hisar) dagi eteklerinde ovaya dogru yayilmis, kendine has mimarisi, daracik sokaklari ve herbiri turizm merkezi ilçeleri ile tam bir turizm cennetidir.

Ilçeler:
Mugla (merkez), Bodrum, Dalaman, Datça, Fethiye, Kavaklidere, Köycegiz, Marmaris, Milas, Ortaca, Ula, Yatagan







Genel özellikleri, aile mahrumiyeti anlayışının bir ürünü olarak içe dönük olmaları. Özellikle zemin katlarında sokağa penceresi olan ev yok denecek kadar azdır. Buna Karşılık avluya bakan pencerelerin çokluğu dikkat çeker ve açık, yarı açık yaşam mekanlarıyla, geniş saçaklarla zenginleştirilir. Bu nedenle, ön cephe özelliği avlu tarafından ortaya çıktığından manzara ve güneş hakimiyetini de dengelemek üzere, evler parsellerin yukarı köşelerine ve kuzeye sağır, güneye açık olarak yerleşirler. Plan tipleri, sofa ile bunun etrafında yer alan odaların bulundukları konuma ve üst kata çıkan merdivenin yerine göre değişiklikler gösterir. Üzerlerinde yer aldıkları parsellerin biçimi ve komşu binaların konumu da planların oluşumunda etkili olabiliyor. Ancak, genel hatlarıyla merdivenlerin, sofa içindeki yerlere göre ortadan ve yandan merdivenli tipler olarak sınıflama yapmak da mümkün. Ortadan merdivenlerde, üst kata çıkış binayı simetrik olarak ikiye ayırdığı gibi, farklı şekillerde de bölebilir. Ancak her iki durumda da yaygın olan uygulama, merdivenin geriye doğru sokulan bir orta sofadan çıkması ve binanın arka duvarına yaslanmış olmasıdır. Merdiven ahşaptır. Altı depo olarak kullanılır. Her iki yanında simetri hakimse birer veya ikişer oda yer alır. Sofalardan odalara girişte 45 dereceli kırılmalar bulunur. Sofalar, avlu cepheleri boyunca uzandığı gibi sadece merdivenin açıldığı ve oda girişlerinin bulunduğu orta kısımda da yer alabilir.

Bu tiplerde de yaygın olan uygulama orta sofanın bina cephe hattının ilerisine doğru beşgen şekilde çıkma yapmasıdır. Ortadan çıkan merdivenin yapı kütlesine simetrik olarak ayırmadığı durumlarda ise sofanın bir tarafında odalar yer almakta, diğer tarafında ise yine sofanın devamı olan bir yan çık olan mekan bulunmakta. Genellikle, avluya bakan cephelerinde boydan boya sofa bulunan evlerde ise, üst kata merdivenle çıkılır. Sofanın genişliği binanın yanından çıkan merdivenin iki kolunun genişliği ile uyum içindedir. Odalar sofanın gerisinde ve yapının arka duvarına yapılmış olarak yan yana sıralanırlar. Her biri doğrudan sofaya açılır. Bu tiplerde merdiven altındaki hacmin bahçeye yakın olmasının da etkisiyle hele olarak yaygındır. Evlere, sokaklardan kuzulu kapı ile girilir. Bu kapı geniş iki kanadı olan ve bunlardan genellikle girişe göre sağ taraftakinin içinden ikinci bir küçük kapı açılan, 2.30 m. yükseklikteki avlu duvarının yüksekliği ile orantılı, çoğunun üzerinde küçük iki tarafa meyilli. kiremit örtülü, ahşap çatısı bulunan kapılardır. Avlular, yılın yedi sekiz ayı boyunca yaşanılan, evin kapalı mekanları ve sofalarıyla kullanım bütünlüğü içinde olan, genellikle kayrak taşı ile kaplı bir çoğu havuzlu iç bahçeler şeklindedir, Duvarlara yakın yerlerde ağaçlar yer almaktadır. Evin bir duvarına bitişik olarak veya yarım bir konumda tek katlı müştemilat bulunur. Müştemilat içinde evin asıl mutfağı, ocağı, kileri ve bazen de banyo yer alır. Ayrıca, temiz su havzaları da bu binanın içinde veya dışındadır. Yapılar genellikle taş veya ikinci derecede ahşaptır. Tüm taşıyıcı duvarlar, avlu duvarları, özellikle zemin katlar kireç harcı, kırma-moloz taş duvarlarla inşa edilmiştir. Çatı örtüsü olarak alaturka kiremit kullanılır. Çatı dışında duvar üstleri, ocak çıkıntılarının baca halinde daraldığı girintilerin üstleri de yağmurdan korunacak tüm çıkıntılar bu kiremitle örtülüdür. Ayrıca, bugün Muğla’nın sembolü olarak kabul edilen karakteristik bacadan alaturka kiremitlerle yapılan kendine özgü bir şapka ile kapatılmıştır.

Muğla evlerini, temel olarak ikiye ayırmak mümkündür :

Türk Evleri: Özellikle Hisar dağı eteklerine doğru bir şekilde yer alan bu evler, kentsel silüeti kırmızı kiremit çatı beyaz duvar ve üzerlerinden taşan yeşil ağaçlar üçlüsü ile oluşan armonisi içinde, geleneksel dokunun özünü oluşturan yapılardır. Avlu içindeki Müştemilatlarıyla bir kullanım ve form biçimini oluştururlar. Bazılarının sonradan kapatılmış bazı yakın devirde inşa edilenler ise doğrudan kapalı sofalı olarak yapılmışlardır.
Rum Evleri: Kentte Rum tüccarlarının yerleşmeye başlaması ile Rum aileler Konakaltı ve Saburhane semtleri çevresinde yerleşerek kendi kültürlerine göre biçimlenen Taşevleri inşa etmişlerdir. Bu evleri Türk Evlerinden ayıran temel özellik içe kapanmış olmaları, avlu yerine sokakla bütünleşen bir cephe ve kütle nizamı göstermeleridir. Diğer ayırt edici özelliği ise
kesme taş yapı olmalarıdır.
Mugla evleri; ahsap iscilikleri ve tavan islemeleri ile diger evlerden cok farklidir. Eksi bir gelenek olan bu mimari yapilarin gunumuzde az da olsa Mugla yaylasinda yapimlari devam etmektedir.

_________________
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör http://mertims.eniyiforum.net
Aranel_Elensar
Admin
Admin
www.mertims.eniyiforum.net
Erkek
Yaş: Kayıt tarihi: 16/02/09 Mesaj Sayısı: 1723 Nerden: İ¢İñİžĐёÑ Lakap: ßy_AraneL

MesajKonu: Geri: MUĞLA Salı Şub. 24, 2009 7:15 pm


Muğla’nın tanınmış isimlerinden Kadir Başoğlan’ın oğlu Ahmet Başoğlan’ın yönettiği etkileyici bir mekan. Her yanından sular akan, ördekleri, akvaryumları ve yemyeşil bahçesiyle büyüleyen lokantasındaki lezzetli yemekleri ve özel kahvaltıları unutamayacaksınız. İsterseniz hemen bahçedeki ahşap yayla evlerinde kalabilirsiniz. Geleneksel Osmanlı tarzında yapılmış evlerde uyumak, kuş sesleriyle uyanmak istiyor, su ve kurbağa seslerinden rahatsız olmuyorsanız şömineli Muğla Evlerinde unutulmaz bir gece geçirebilirsiniz.

Tatil anlayışı deniz, kum ve güneşten uzaklaşmaya başlayınca Marmaris’te alternatif turizm başladı. Dileyenler doğayla içiçe ve yerel kültür motiflerinin yeraldığı tesislerde dinleniyor.

Marmaris ile Sedir Adası arasındaki Çınar Köyü’nde 20 yıl önce bir restoranla turizm sektörüne giren Kadir Başoğlan, daha sonra 10 bungalovdan oluşan tesis kurdu. Başoğlan, bu yıl da Muğla evlerini yaşatma düşüncesiyle, Çınar Muğla Evleri’ni turizme kazandırdı.

Evler Başoğlan’ın mimar kızı Öncü’nün çizimleri, emekli hemşire eşi Fatma Hanım’ın dekorasyonuyla şekillendi. Haziran ayında hizmete giren, 2-3 asırlık çınar ağaçlarıyla çevrili tesiste müzik kuş, ağustos böceği, kurbağa ve ördek sesinden oluşuyor

Dört mevsim açık olan Çınar Muğla Evleri’nin, yemekleri de özel. Asırlık çınarların altında, ister yer sofrasında, ister masalarda köy ekmeği, tereyağı ve yumurtasıyla yapılan kahvaltı, akşamları yerini saç kavurma ve tandıra bırakıyor.

28 yıl önceki restoranını anlatan Başoğlan, ‘‘Yemekleri eşim yapıyordu. Herkes güldü, bu iş tutmaz diye. Ama büyük ilgi gördü. 22 yıl önce de 10 bungolov hizmete girdi. Yer döşeklerinde kalınıyor ve saç kurutma makinesi dışında teknolojik alet yok. Etrafta ördekler, kuş, kurbağa ve ağustos böceğinden başka ses yok. Yine bana güldüler. Hiç reklam yapmadığım halde her yıl tam kapasiteyiz. Turizmde yöresel kültürümüzle rol oynamalıyız. Yabancı turist kültürümüzü, yemeklerimizi tanımak istiyor. Ben hep bunu iddia ettim ve haklı çıktım. Şimdi bana gülenler, beni taklit ediyorlar’’ diyor.

Başoğlan sayıları azalan ve koruma altındaki Muğla Evleri kültürünü yaşatma ve tanıtma misyonu üstlendiğini belirterek, Çınar Muğla Evleri’ni turizme kazandırdığını söylüyor. Yaklaşık 2 trilyon liraya malolan tesisin, çizimlerini ODTÜ mezunu mimar kızı Öncü’nün yaptığını vurgulayan Başoğlan, ‘‘Eşim de odalardaki dekorasyonu yaptı. Perdeden yatak örtüsüne, sedirlere kadar herşeyin Muğla’ya özgü olmasına özen gösterdik. Çevre düzenlemesini ise ben yaptım. Bu nedenle otel demek istemiyorum tesise. En önemli özelliklerimizden biri de yemeklerimiz. Köy ekmeği, köy tereyağı, gözleme, saç kavurma ve tandırda iddialıyız’’ diyor




Dalyan, Ortaca, Ula, Fethiye vs. Ege sahili ve güney ilerimiz hava sıcaklığı ve erken gelişen bitki dokusu ve bitki çeşitliliği ile görülmeye değer.

Mavi turların yapıldığı, kısada olsa tatil geçirmek üzere yabancıların yer satın aldıkları ülkemizin tatil beldesi Muğla Dalyan

Muğla Dalyanda anıt mezarlar


_________________
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör http://mertims.eniyiforum.net
Aranel_Elensar
Admin
Admin
www.mertims.eniyiforum.net
Erkek
Yaş: Kayıt tarihi: 16/02/09 Mesaj Sayısı: 1723 Nerden: İ¢İñİžĐёÑ Lakap: ßy_AraneL

MesajKonu: Geri: MUĞLA Salı Şub. 24, 2009 7:15 pm


Muğla valilik binası




Muğla tarihi M.Ö. 3000 yıllarına kadar uzanır. İlk çağlarda bu bölgeye Karia''lılar yerleştiği için Karia adı verilmiş. İlin bilinen tarihi ise Hitit''ler ile başlar. Hitit''ler bu bölgeye Lugga derlermiş. İmparatorluğun parçalanmasından sonra Frig''ler egemen olmuş, daha sonra Lydia''lılar bölgeyi ele geçirmişler, bu arada Dor''lar ve Ion''lar da yöreye göç etmişler. Bölge M.Ö. 546 yılında Pers''lerin, M.Ö. 334 yılında (Halikarnassos/Bodrum ve civarı) Makedonya Kralı Büyük İskender’ in, M.Ö. 189 da Bergama Krallığının, M.Ö. 133 de Roma İmparatorluğu''nun, Roma''nın ikiye bölünmesiyle de, Doğu Roma İmparatorluğu''nun hakimiyetine girmiş. Türklerin eline geçmesi Uç Beylerden Menteşe Bey tarafından 1284 de gerçekleşmiş. Bölge 1391 yılında, Yıldırım Bayezit, tarafındarı Osmanlı topraklarına katılmış, 1402 de Timur’un hakimiyetine geçmiş, Timur bu yöreyi tekrar Menteşe Beyliği''ne vermiş, daha sonra 1425 de II Murat zamanında, Menteşe Bölgesi tümüyle Osmanlı İmparatorluğu''nun egemenliğine geçmiş. Menteşe oğulları zamanında Yunanistan, Muğla kıyıları ve adalarına çıkmış, Rodos adasını bir süre egemenlikleri altına almışlar. Bu dönemde Rodos adasına yerleşen Sait Jean şövalyeleri Osmanlılar ve Menteşe oğulları ile savaşmışlar, Bodrum kalesini de bir süre ellerinde tutmuşlardır. Ancak 1522 de Kanuni Sultan Süleyman tarafından hem Rodos adası hem de Bodrum Kalesi Osmanlı İmparatorluğu’na katılmış.

Muğla ilinin merkezi Menteşe Beyliği zamanında Milas''tı; Muğla, Osmanlı İmparatorluğu döneminde merkez olmuş.

“Muğla” adının nereden geldiği konusunda çeşitli söylentiler bulunur. En yaygın söylentiye göre ilin adı, Selçuklu Sultanı Kılıçarslan’ın komutanlarından “Muğlu” Beyi adından gelmekte. Büyük olasılıkla burayı Muğlu Bey fethettiği için bu komutanın adı verilmiş, "Muğlu" zamanla Muğla''ya dönüşmüş. 1889 Aydın Vilayet salnamesinde rastlanan "Mobella" adı ise kentin ortaçağdaki adıdır

Kurtuluş savaşı sırasında, Muğla ve yöresini 11 Mayıs 1919 tarihinden itibaren işgale başlayan İtalya, Menderes''in güneyinde filizlenen ulusal güçlerle pazarlık ve anlaşma yapmak zorunda kalmış. İtalya, Yörük Ali Efe''nin Muğla''dan , Demirci Mehmet Efe''nin de Nazilli''den yönlendirdikleri ulusal direniş çalışmaları karşısında silahlı bir çatışmayı göze alamamış. İşgal üzerine tüm Anadolu''da mitinglerin düzenlenip direnme örgütlerinin kurulması için İzmir''den gelen telgrafa, Muğlalı Kocahan Mitingi''ni düzenleyerek cevap vermiş. Aldığı kararların ardından Vatan Müdafaa Cemiyeti, Serdengeçtiler Müfrezesi, Muğla Kuvayi Milliyesi gibi direniş komiteleri kurulmuş. 1920''de Ankara''da açılan 1. Dönem BMM''nde 6 milletvekiliyle ulusal mücadelede üzerine düşeni layıkıyla yapan Muğlalı, oluşturduğu direniş gruplarında yer alan gönüllerini Yunanlılara karşı Aydın cephesine göndermiş. Ege''de 57. Tümenden kalanlarla birleşen gönüllüler, Aydın çarpışmalarında düşmana ağır kayıplar verdirmişler. Ege illeri arasında Muğla işgal sırasında en fazla şehit veren il olmuş. İç durumun karışıklığı, Yunanlılar ve işgal ettiği yörelerde ekonomik egemenlik kurma düşüncesine dayanan İtalyan politikasını Muğla halkı işgal süresince kurnazca değerlendirmiş, iki ateş arasında kalmaktan kurtulmuş. Anadolu''daki durumun kötüye gittiğini anlayan İtalya, 2. İnönü Zaferi kazanıldıktan sonra ülkesindeki iç siyasal dalgalanmalarını öne sürerek 5 Temmuz 1921''de Muğla''dan ayrılmış. Muğla özgürlüğüne böylece kavuşmuş.
_________________
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör http://mertims.eniyiforum.net
Aranel_Elensar
Admin
Admin
www.mertims.eniyiforum.net
Erkek
Yaş: Kayıt tarihi: 16/02/09 Mesaj Sayısı: 1723 Nerden: İ¢İñİžĐёÑ Lakap: ßy_AraneL

MesajKonu: Geri: MUĞLA Salı Şub. 24, 2009 7:16 pm

Muğla Cami ve Mescitleri

Ulu Cami (Merkez)
Muğla il merkezinde, elektrik fabrikasının karşısında bulunan Ulu Cami’yi, kitabesinden öğrenildiğine göre, Menteşeoğullarından İbrahim Bey 1344 yılında yaptırmıştır.
Kitabe:
“Bismillâhirrahmanirrahim Benel emir’ul kebir’ül ecellü İbrahim Bey İbn Orhan kemâ kalen nebüyyü Aleyhisselâm. Men benâ mesciden Lillâhi ben Allahû lehu beyten fil cenneti. Senet’i hamsin ve erbâun ve seb’a mie.”
Caminin son cemaat yerindeki mihrap üzerinde de rika yazı ile Abdizâde tarafından 1838 yılında onarıldığını gösteren bir başka kitabe daha bulunmaktadır. Bundan sonra yangın geçiren camiyi Hacı Nazife Hanım onarmıştır.
Cami kesme ve moloz taştan dikdörtgen planlı olarak yapılmış, üzeri çatı ile örtülmüştür. Yanında taş kaide üzerine yuvarlak gövdeli tek şerefeli minaresi vardır. Caminin mihrap ve içerisinde mimari ve sanat tarihi yönden dikkati çeken bezemesi bulunmamaktadır.
Kurşunlu Cami (Merkez)
Muğla il merkezinde bulunan bu camiyi Esseyyit Şucaaddin 1494’ye yaptırmıştır. Minber penceresi önündeki 1853 tarihli kitabede Müderris Mehmet Rahmi Efendi tarafından onarıldığı ve kubbenin kurşunla kaplandığı yazılıdır. Bu yüzden de camiye Kurşunlu Cami ismi verilmiştir. Şerif Efendi de 1900 yılında camiyi bir kez daha onartmış ve önüne bir son cemaat yeri eklemiştir. Ayrıca camide 1853 ve 1900 tarihli onarım kitabeleri bulunmaktadır.
Caminin banisi Esseyyid Şucaeddin’in mezarı cami minber penceresinin önünde olup, mezarının üzerinde “Ban’i Hazel Cami-i Şerif Esseyyid Şucaeddin 899 (1494).” Yazılıdır. Cami değişik dönemlerde yapılan onarımlar nedeni ile özelliğini büyük ölçüde yitirmiştir. Yalnızca taş kaide üzerine yuvarlak gövdeli, tek şerefeli minaresi orijinalliğini korumuştur.
Kaynaklarda caminin önünde otuz hücreli bir de medrese olduğu yazılı ise de bu medreseden herhangi bir iz günümüze gelememiştir.
Şeyh Camisi (Merkez)
Muğla Şeyh Bedrettin Mahallesi’nde bulunan bu camiyi Şeyh Bedrettin 1565 yılında yaptırmıştır. Cami Menteşe Mütesellimi (Tanzimat öncesi vergi toplayan devlet memuru) Tavaslı Osman Ağa’nın eşi Ümmü Gülsüm Hatun tarafından 1831 yılında ilk onarımı yapılmıştır. Osman Ağa ayrıca camiye geniş vakıflar yaptırmıştır. Caminin ikinci onarımını Şerif Efendi ile Ragıp Efendi 1896 yılında yaptırmıştır.
Caminin ikinci onarımına ait Hattat Hamzazade İbrahim Ethem Efendi’nin yazmış olduğu 1896 tarihli onarım kitabesi:
“Bu bir Nuran’i Mesciddir. Yapup evvelce Bedreddin
Girenler buldu kutsiyet vahdi evânı saatte
Habibe ile giyup zevci saadet tacı Ragıp
Bak eser cami-i yaptı Şerif eşrafı saatte.”


Pazaryeri Camisi (Merkez)

Muğla il merkezinde bulunan bu camiyi, Batıkoğlu Hacı Ahmet Ağa eski bir yapının olduğu yere 1843 yılında minaresiz olarak yaptırmıştır. Köseoğlu Hacı Mehmet Ağa 1866 yılında camiye tek şerefeli bir minare eklemiştir. Bunun ardından Kara Hafızoğlu Hakkı Efendi 1925 yılında camiyi onarmıştır.

Caminin giriş kapısı üzerindeki kitabesinde; ”Sahib’ül hayrat vel hasenad muammiri Batıkzâde Hacı Ahmet Ağa.” Yazılıdır. Minare kapısındaki 1866 tarihli bir başka kitabede de “Sahib’ül hayrat vel hasenat Köse Ahmet oğlu Hacı Yenik Mehmet” yazısı bulunmaktadır.
Şahidi Camisi (Merkez)
Muğla Şahidi Mahallesi’nde bulunan bu cami, yıkık bir Mevlevi mescidi üzerine, Hacı Osman Ağa tarafından 1848 yılında yapılmıştır. Camiye Mevlevi Şeyhi Şahidi’nin ismi verilmiş olup, Şahidi’nin mezarı caminin haziresinde bulunmaktadır. Cami 1869 yılında onarılmıştır. Bundan sonra Mevlevi Postnişini Şeyh Cemal tarafından 1911 yılında bir kez daha onarılmıştır.

Caminin giriş kapısı üzerindeki kitabede; ”Muğla Hanedanından merhum ve mağfurun ileyh Hacı Osman Ağazade el Hac Mehmet Ağa’nın ruhu için izâ en’lillâh Fatiha” yazılıdır.
Saburhane Camisi (Merkez)
Muğla il merkezinde bulunan mescit 1829 yılında Hacı Osman Ağa tarafından yaptırılmıştır. Hacı Zorbaz Mehmet Ağa 1863 yılında bu mescidi yıktırmış ve yerine ahşap bir cami yaptırmıştır.
Sekibaşı Camisi (Merkez)
Muğla Muslihittin Mahallesi’nde bulunan bu caminin yapım tarihi bilinmemektedir. Banisi ve mimarı hakkında da kaynaklarda herhangi bir bilgi bulunmamaktadır. Kabasakal Mehmet Ağa 1872 yılında camiyi onarmış ve yanına ahşap bir minare eklemiştir.
Kurbanzade Camisi (Merkez)
Muğla il merkezinde bulunan bu camiyi Nakşibendi Kurbanzade Hacı Süleyman Efendi yaptırmıştır. Caminin yapım tarihi bilinmemektedir. Vakıf kayıtlarına göre de bu caminin 1875 yılından önce yapıldığı sanılmaktadır.
Caminin aynı zamanda Nakşibendi dergâhı olduğu sanılmaktadır. Kurbanzâde Hacı Süleyman Efendi bu caminin hem imamlığını, hem de dergâhın postnişinliğini yapmıştır.
Mustafa Paşa Camisi (Bodrum)
Muğla Bodrum ilçesi İskele Meydanı’nda, Bodrum Kalesi’nin karşısında bulunan bu cami, Bodrum’a tersane yapmak üzere gelen Kızılhisarlı Mustafa Paşa tarafından 1723 yılında yaptırılmıştır. Halk arasında bu camiye Eski Cami de denilmektedir.Giriş kapısı üzerinde yapım kitabesi bulunmaktadır.

Kitabe:

“Hüdâ bir kulun tergip edince böyle hayrata
Mücahit fi sebilullah o Gazi Mustafa bil kim
Müyesser itmamı duhuliden desün âmin
En teselli düşer daim nice türlü ibadete
İdüp ihya Beytullaha talip oldu margate
Dualar çün anın tarih dâhil ola cennete.”
Cami kesme taştan, kareye yakın dikdörtgen planlı olarak yapılmıştır. Üzeri çatı ile örtülüdür. Önünde birbirlerine yuvarlak kemerlerle bağlı iki sütunlu, üç bölümlü bir son cemaat yeri bulunmaktadır. Mimari yönden bir özellik göstermemektedir. Caminin yanında taş kaide üzerinde, yuvarlak gövdeli ve tek şerefeli minaresi bulunmaktadır.
Tepecik Camisi (Bodrum)
Muğla Bodrum ilçesi İç Limanı’nda, Tepecik Mahallesi’nde, Neyzen Tevfik Caddesi üzerinde bulunan bu cami Antik Çağlardan kalmış olan agoranın olduğu yere Tersaneci Mustafa Paşa’nın Kâhyası Hasan Ağa tarafından 1735 yılında yaptırılmıştır. Bu cami Osmanlı mimarisinde örnekleri çok az olan Yalı Tipi Camiler grubundandır. Üzeri kubbeli olan bu cami 26 Mayıs 1915’te Fransız Duplex kruvazörünün açmış olduğu top atışı sırasında zarar görmüş ve kubbesi yıkılmıştır. Daha sonra bu kubbe Karayakalı Hacı Mehmet tarafından yenilenmiştir. Caminin çevresi 1962 yılında açılmış ve yapı meydan ortasında kalmıştır.

Cami kesme taştan dikdörtgen planlıdır. Önündeki son cemaat yeri kiremit örtülü ahşap çatılıdır. İbadet mekânının üzeri pandantifli bir kubbe ile örtülü olup, iç mekânda mimari yönden özellik gösteren bir bezeme bulunmamaktadır. Camiye girişten sonra sağ ve solunda iki ayrı bölüm halinde son cemaat yeri bulunmaktadır. Buradan ahşap bir merdivenle kadınlar mahfiline çıkılır. Son cemaat yeri ile ibadet mekânı bir kubbe ile ayrılmıştır.

Caminin yanında bitişik olarak kaidesi kubbe eteğine kadar yükselen yuvarlak taş gövdeli ve tek şerefeli minaresi bulunmaktadır.
Adliye Camisi (Bodrum)
Muğla Bodrum ilçesi Kale Caddesi’nin sonunda, Belediyenin önünde, Cumhuriyet Meydanı’nda bulunan bu cami 1901-1902 yıllarında yaptırılmıştır. Bodrum’da yapılan en son cami olmasından ötürü de halk arasında Yeni cami ismi ile tanınmıştır.
Kesme taştan yapılan cami, kareye yakın dikdörtgen planlı olup, üzeri ahşap bir çatı ile örtülüdür. Yanında taş kaide üzerine yuvarlak gövdeli, tek şerefeli minaresi bulunmaktadır. Mimari yönden bir özellik taşımamaktadır.
Merkez (Reşadiye) Camisi (Datça)
Muğla Datça ilçe merkezinde bulunan bu caminin yapım tarihi bilinmemektedir. Yapımını belirten bir kitabesi günümüze gelememiştir. Ancak mimari üslubundan XIX.yüzyılın ikinci yarısında yapıldığı sanılmaktadır.
Cami kesme taştan kare planlı bir yapı olup, üzeri kubbe ile örtülüdür. Önünde üç bölümlü son cemaat yeri vardır. Mihrap ve ibadet mekânında sanat tarihi yönünden önemli bir bezemeye rastlanmamaktadır. Yanındaki minaresi kesme taş kaide üzerine, yuvarlak gövdeli ve tek şerefelidir.
Cezayirli Camisi (Fethiye)
_________________
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör http://mertims.eniyiforum.net
Aranel_Elensar
Admin
Admin
www.mertims.eniyiforum.net
Erkek
Yaş: Kayıt tarihi: 16/02/09 Mesaj Sayısı: 1723 Nerden: İ¢İñİžĐёÑ Lakap: ßy_AraneL

MesajKonu: Geri: MUĞLA Salı Şub. 24, 2009 7:16 pm

Muğla Fethiye ilçesinde bulunan bu cami, Cezayirli Hasan Paşa tarafından 1791 yılında yaptırılmıştır. Kaynaklarda bu cami ile ilgili herhangi bir bilgiye rastlanmamıştır.
Marmaris Camisi (Merkez)
Muğla Marmaris ilçesi Kemeraltı Mahallesi’nde bulunan bu cami, Mengenelizâde İbrahim Ağa tarafından 1789 yılında yaptırılmıştır.
Cami kesme taştan kareye yakın dikdörtgen planlı olup, üzeri kubbe ile örtülmüştür. Önünde üç bölümlü son cemaat yeri bulunmaktadır. Avlusunda bir de şadırvanı vardır. Camide mimari yönden özellik taşıyan herhangi bir süsleme elemanına rastlanmamaktadır.
Ulu Cami (Milas)
Muğla Milas ilçesi, Hoca Bedrettin Mahallesi’nde, ilçenin en büyük camisi olan , Balavca Deresi kıyısındaki bu cami, Menteşeoğullarından Ahmet Gazi tarafından 1378 yılında yaptırılmıştır. Cami 1878 yılında onarılmıştır.
Caminin yapımında moloz taş, tuğla ve antik yapılardan toplanan malzemeler kullanılmıştır. İbadet mekânının yan duvarları büyük payandalarla desteklenmiştir. İbadet mekânı mihrap duvarına paralel iki sıra paye ile üç sahna ayrılmıştır. Payeler sekiz köşeli olan soldaki birinci payeden sonra diğerleri kare kesitlidir. İbadet mekânının sağ ve solundaki sahınlar beşik tonozla, diğerleri de çapraz tonozla örtülmüştür. Sol sahının tonozları kemerlerin yardımıyla doğrudan doğruya duvarlara dayanmaktadır. Sağ sahnı örten tonozlar ise, daha kısa destekler üzerine oturtulmuştur. Orta sahında, mihrabın önünde kurşunla kaplı bir kubbe vardır. İbadet mekânının üzerindeki tonozlar ahşap bir kiremitli kırma çatı ile dıştan örtülmüştür. Bu cami tonozlarla kubbeyi birleştirmesi yönünden; Ulu Camilerin düz çatıdan tonoza, tonozdan da kubbeye geçişi göstermesi yönünden yöredeki ünik örnektir. Mermer minberi 1878 yılında yapılan onarım sırasında buraya eklenmiştir.
Caminin kuzeyindeki minaresi sonraki yıllarda buraya eklenmiş olup, 33 basamaklı açık merdivenli bir minaredir.
Firuz Bey Camisi (Milas)
Muğla Milas ilçesi, Firuz Paşa Mahallesi’nde bulunan bu cami, girişindeki dört satırlık sülüs yazılı Arapça kitabesinden öğrenildiğine göre, 1394 yılında Menteşe Valisi Hoca Firuz Bey tarafından yaptırılmıştır. Halk arasında Kurşunlu Cami ismi ile de tanınan bu cami mavi damarlı mermer kaplamalarından ötürü de Evliya Çelebi tarafından Gök Cami olarak tanıtılmıştır.
Erken Osmanlı mimarisinin zaviyeli ve ters T planlı mimari tipindendir. Cami birçok kez onarılmıştır. Caminin üst kısımları ile kuzeyindeki şadırvanı XIX.yüzyılda yapılmış, minberi ile kapı kanatları 1875 yılında İstanbul’a götürülmüş ve yerlerine yenileri yapılmıştır. Avusturyalı gezgin A.Von Prokesch 1824-1826 yıllarında Milas’a gelmiş, cami çevresinde içerisinde zambakların olduğu bir hazireden söz etmiştir. Ancak bu hazireden günümüze hiçbir iz gelememiştir. Yalnızca Firuz Bey’in eşine ait mezar bulunmaktadır.

Cami kesme taştan yapılmıştır. Önünde üç bölümlü bir son cemaat yeri ile giriş mekânının iki tarafında birer yan mekânlı hücresi bulunmaktadır. Kare planlı orta bölüm sekiz dilimli bir kubbe ile dikdörtgen planlı yan bölümler beşik tonozlarla örtülmüştür. Avlu zemininden iki basamak aşağıda bulunan son cemaat yeri beş sivri kemerlidir. Kuzey cephesinde dikdörtgen bir kapı ile geçilen giriş mekânı kare planlı olup, üzeri tonozla örtülmüştür. Buradan ikişer basamakla doğu-batı eksenine açılmış basık kemerli kapılar ile yanlardaki hücreye geçilir. Bu bölümlerden doğudaki tromplarla, batıdaki ise üçgenlerle geçilen birer kubbe ile örtülmüştür. İbadet mekânını örten kubbe diğerlerinden farklı olup, çift katlı ve sekizgen kasnaklıdır. Kasnağın doğu, güney ve batı yüzlerinde alçı şebekeli, yuvarlak birer pencere bulunmaktadır.

Caminin dış cephesi özenli bir işçilik gösteren mavi damarlı mermerlerle kaplanmıştır. Kubbeler kurşunla örtülmüştür. Caminin bezemesi daha çok son cemaat yeri, giriş, mihrap ve ibadet mekânında görülmektedir. Özellikle üç sıra mukarnas şeridi ile çevrili olan kapının üzerinde çift renkli taş işçiliğini yansıtan sivri kemerli bir alınlık bulunmaktadır. Buradaki kitabe çevresinde gül, karanfil ve yaprak motiflerinden oluşan bitkisel malzeme ile kapı lentosunun altında palmet, rumi ve lotuslar dikkati çekmektedir.
Mihrap iki sıra mukarnasla çevrilmiş ve bunların üzerine palmetle sonuçlanan tepelikler yerleştirilmiştir. Mihrabın iki yanındaki yazılardan yapının Hasan Bin Abdullah el-Benna; bezemelerinin de Musa Bin Abdullah en-Nakkaş tarafından yapıldığı öğrenilmektedir. XIX.yüzyılda buraya konulmuş olan mermer minber kıvrık dal, spiral ve zencerek motifleri ile bezelidir. Ayrıca ibadet mekânı ile yan mekânların üzeri de kıvrık dal, rumi ve palmet motifleri ile süslenmiştir.
Cami 1974, 1977 yıllarında Vakıflar Genel Müdürlüğü tarafından onarılmış, kubbe kasnağı içerisindeki kalem işleri ile birlikte yenilenmiştir.
Caminin yanında, cami ile aynı tarihte yapılan medresesi bulunmaktadır.
Hacı İlyas Camisi (Milas)
Muğla Milas ilçesi Hacı İlyas Mahallesi’nde bulunan bu cami, Menteşeoğulları zamanında Şucaeddin Orhan Bey tarafından 1330 yılında yapılmıştır.
Cami kesme taştan dikdörtgen planlı olarak yapılmıştır. Caminin önünde iki köşe payesi, ortada iki paye ve onun yanında birer sütundan oluşmuş üzeri kiremit kubbeli, üç bölümlü bir son cemaat yeri bulunmaktadır. Son cemaat yerinin girişindeki iki payenin taşıdığı sivri kemerli giriş diğerlerinden daha yüksek ve geniştir.
İbadet mekânı kırma çatı ile örtülmüştür. Bezeme olarak dikkati çeken bir özelliği bulunmamaktadır. Yapı günümüze iyi bir durumda gelmiştir.
Ağa Camisi (Milas)
Muğla Milas ilçesi, Hacı Abdi Mahallesi’nde bulunan bu cami, Abdülaziz Ağa tarafından 1737 yılında yaptırılmıştır.
Cami kesme taştan dikdörtgen planlı olup, önünde son cemaat yeri bulunmaktadır. İbadet mekânı iki nefli olup, üzeri kırma çatı ile örtülüdür. Yanındaki minaresini Abdülaziz Ağa’nın soyundan Mehmet Bey’in annesi Refia Hanım 1885 yılında yaptırmıştır.
Caminin yanında bulunduğu kaynaklardan öğrenilen medreseden günümüze hiçbir iz gelememiştir.
Belen Camisi (Milas)
Muğla Milas ilçesi, Hisarbaşı Tepesi’nde bulunan bu caminin yapım tarihi ve banisi bilinmemektedir. Mimari yapısından XIV.yüzyılda yapıldığı anlaşılmaktadır. Bazı kaynaklarda Hoca Mukbil tarafından kiliseden camiye çevrildiği belirtilmiştir. Cami Mehmet Sait Ağa tarafından 1750 yılında onarılmıştır.
Kesme taş, tuğla ve moloz taştan yapılmış olan cami plan olarak Ulu Cami planına benzemektedir. İbadet mekânı iki sıra üçer sütunla üç sahna ayrılmıştır. Sütunlar birbirlerine hafif sivri yuvarlak kemerlerle bağlanmıştır. İbadet mekânının üzeri ahşap tavanlı olup, çatı ile örtülmüştür. Giriş kapısı kuzeydedir. Ayrıca batıda küçük bir de giriş kapısı bulunmaktadır.

Caminin yanındaki kesme taş kaide üzerindeki yuvarlak gövdeli, tek şerefeli minareyi, Abdülfettah oğlu Ömer Ağa 1811 yılında yaptırmıştır.
Selimiye (Abdüfettah Ağa) Camisi (Milas)
Muğla Milas ilçesinde bulunan bu cami, Abdülfettah Ağa tarafından 1798 yılında yaptırılmıştır.
Cami kesme taş ve tuğladan yapılmış olup, önündeki son cemaat yeri dikdörtgen, ibadet mekânı da kare planlıdır. İbadet mekânı iki sıra sütunla üç sahna bölünmüş, üzeri ahşap çatı ile örtülmüştür. Caminin doğusunda küçük bir de haziresi bulunmaktadır.
Yelli Cami (Milas)
Muğla Milas ilçesi Kepez Mevkii’nde, sur dışında bulunan bu caminin banisi ve yapım tarihini belirten kitabesi günümüze gelememiştir. Yapı üslubundan XIV.yüzyılda Menteşeoğulları zamanında yapıldığı sanılmaktadır.
Cami kesme taş ve tuğladan yapılmış, kare planlıdır. Son cemaat yeri iki payeli olup, sivri kemerlerle payeler birbirlerine bağlanmıştır. Üst örtüsü çapraz tonozla örtülmüş olup üç bölümlüdür. İbadet mekânı kubbe ile örtülüdür. İbadet mekânının iki yan kenarında sivri kemerli ikişer pencere, bunların ortasında da dikdörtgen küçük bir pencere bulunmaktadır. Mihrap nişi dışarıya çıkıntı yapmamaktadır.

Caminin batısında üst örtüsü çökmüş bir hamam, doğusunda da harap bir medrese ve mermer bir havuz bulunmaktadır.

Cami günümüzde harap durumda olup, minaresi de günümüze gelememiştir.
Orhan Bey Camisi (Milas)
Muğla Milas ilçesinde Menteşeoğulları Beyliği’nin en parlak dönemi, Taceddin Ahmet Gazi’nin hükümdarlık yıllarıdır. XIV.yüzyılın sonlarında, 1375-1391 yıllarında yörede hüküm süren Taceddin Ahmet Gazi Milas’ta bir çok yapılar yaptırmıştır. Bunlardan Milas’daki Ulu Cami’nin yanı sıra Beçin’de Ahmet Gazi Medresesi’ni de yaptırmıştır. Orhan Bey Camisi Ahmet Gazi Medresesi’nin karşısında, kale giriş kapısının güneydoğusunda bulunmaktadır.
Caminin yapım tarihi bilinmemekle beraber XIV.yüzyılda Menteşeoğulları döneminde yapıldığı sanılmaktadır. Bazı kaynaklarda da caminin yapım tarihi 1332 olarak belirtilmektedir. İbni Batuta 1330’lu yıllarda Milas’a geldiğinde bu caminin yapılmakta olduğundan söz etmiştir.
Cami moloz taş ve tuğladan, 24.00x24.00 m. ölçüsünde kare planlıdır. İbadet mekânı duvarları ile girişinin bir kısmı günümüze gelebilmiştir. Bazı kaynaklarda da bu yapının ibadet mekânının ahşap direklerle desteklenen toprak damlı olduğu yazılıdır.
Hüsamettin Camisi (Ula)
Muğla Ula ilçesi, Ayazkıyı Mahallesi’nde bulunan bu cami kitabesinden öğrenildiğine göre Hüsamettin Efendi tarafından 1622 yılında yaptırılmıştır. Cami 1892, 1899, 1947, 1950 ve 1962 yıllarında onarılmıştır.
Cami geçirdiği onarımlar sonucunda orijinalliğinden kısmen uzaklaşmıştır. Kesme taş, moloz taş ve tuğladan yapılmıştır.
Ağalar Camisi (Ula)
Muğla Ula ilçesi, Alparslan Mahallesi’nde bulunan bu cami, Ula eşrafından Hacı Ali Ağa tarafından 1549 yılında yaptırılmıştır. Minaresi de yine Ula eşrafından Hamza Bey tarafından 1897’de 68 basamaklı olarak buraya eklenmiştir.

Caminin minaresi ve üst örtüsü 1926 yılındaki depremle yıkılmış ve yenilenmiştir. Bu arada minaresi de 34 basamaklı olarak yeniden yapılmıştır. Yapılan onarımlarla cami orijinalliğinden uzaklaşmıştır.
Yeni Cami (Koçarlı Camisi) (Ula)
Muğla Ula ilçesi, Demirtaş Mahallesi’nde bulunan bu cami, Mehmet Bin Mustafa tarafından 1376 yılında yaptırılmıştır. Halk arasında Koçarlı Camisi olarak tanınmaktadır.
Ebubekir Camisi (Yatağan)
Muğla Yatağan ilçesinde bulunan bu cami, Ahi teşkilatına mensup Ebubekir Efendi tarafından yaptırılmıştır. Yapı üslubundan XV.yüzyılın ilk yarısına tarihlenen Menteşeoğulları dönemi yapılarındandır. Minaresi daha sonra 1889 yılında buraya eklenmiştir.
Cami moloz taş ve tuğladan, dikdörtgen planlı olarak yapılmıştır. Üzeri çatı ile örtülüdür.
Aşağı Cami (Yatağan)
Muğla Yatağan ilçesinde bulunan bu caminin yapım tarihi ve banisi bilinmemektedir. Bununla ilgili kitabesi de günümüze gelememiştir. Rızazâde Hacı Ali tarafından 1887 yılında onarılan camiye bu onarım sırasında bir de minare eklenmiştir. Minare orijinal hali ile günümüze gelmiştir.
İlyas Bey Camisi (Yatağan)
Muğla Yatağan ilçesi, Turgut Beldesi’nde bulunan bu cami 1311 yılında yaptırılmıştır. Banisi bilinmemektedir. Yapılan onarımlar sonucu cami orijinalliğinden uzaklaşmış olup, mimari yönden herhangi bir özellik taşımamaktadır.
Moloz taş ve tuğladan dikdörtgen planlı olan caminin üzeri çatı ile örtülüdür.



_________________
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör http://mertims.eniyiforum.net

MUĞLA

Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön
1 sayfadaki 1 sayfası

Bu forumun müsaadesi var: Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
Mertims Forum ::  ::  -

Zirve100 En iyi
toplist - evden eve nakliyat - evden eve nakliyat sohbet Site Ekle arama forum kurmak | © phpBB | Bedava yardımlaşma forumu | Haberleşme | Suistimalı göstermek | Bir bloga sahip olmak